PEMBE SAMSUN’DA ŞANSSIZ BİR OLAY DAHA!
Okuyanlar hatırlayacaktır, geçen hafta ki bu köşede yazdığım yazının başlığı, “SAMSUN’UN YÖNETİMSEL ANLAYIŞ EKSENİNDE Kİ DOĞRULARI VE YANLIŞLARIYDI”
Yazım da özet olarak Samsun’un yönetimsel anlamda başarılı olmadığını, kentimizi sahiplenmek ve sorunlarla boğuşan Samsunluya sahip çıkmak adına beceri sağlanamadığını örnekleri ile vurgulamıştım.
Samsun’un siyasi irade olarak da hemen kemen hiçbir dönem de güçlü olamadığını, siyasi iradenin gücünü gösteremediği kentlerin sorunlarını çözme noktasında da hiçbir şansları olamayacağını yazmıştım.
4–5 örnekle de Samsun’da ki seçilmiş ve atanmış yerel yönetim ve siyasi iradenin sorunları çözemediğinin altını çizmiştim. Ayrıca hemen her konuda yaşanan bu olumsuzlukların sorumluluğunu sadece yerel yöneticilerle siyasetçilere yüklemenin de haksızlık olacağını belirterek, seçtiklerini denetlemeyen ve sorgulamayan Samsunluların, bir kaçı dışında ki sivil toplum kuruluşlarının, hatta yerel basının da bu olumsuzluklarda payı olduğunu belirtmiştim.
Tüm bu olumsuzlukların sonucunda da ortaya Samsun’un sahipsizliği çıkmaktadır diyerek, bu kentin gerçek anlamda tüm kesimleri kucaklayacak ve onlara sahip çıkacak bir lideri olmadığını belirtmiştim.
Yazımın sonunda da, tüm iyi niyetimle bu kentin lideri olacak kişinin Samsunlunun oyları ile seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanın olması gerektiğini vurgulamış ve Sayın Büyükşehir Belediye Başkanına açık bir çağrı yapmıştım. VARMISINIZ?
Yazımın üzerinden bir hafta geçti. Sayın Nusret Sağlam dışında, bırakın çağrımın muhataplarını, yazılı ve görsel yerel basınımızdan da ses çıkmadı.
Sadece belki bir rastlantı, belki de aynı tespiti yapanların sayısının artmasından olacak, benim gibi amatörce yazan iki köşe yazarı daha bu hafta içersinde Samsun’da yaşanan bazı olumsuzlukları köşelerine taşıdı.
Bu ilgisizliğin iki nedeni olabilir. Birisi, Samsun’un gerçeklerini yazanların ciddiye alınmaması, diğeri ise kendi doğrularına odaklanan yerel yöneticilerin, “BEN BİLDİĞİMİ YAPARIM” egoizminin esiri olmalarıdır.
Üzülerek söylemek gerekirse bu anlayış ve uygulamalar, Samsun adına ortaya çıkan olumsuzlukları ortadan kaldırmıyor.
Hemen her gün yaşanan yeni bir olumsuz olay olmasa, bu tür yazıları buza yazılmış yazı olarak görenler olabilir. Ama ne yazık ki, bu kentin iyi yönetilemediğini, siyasi iradenin yetersizliğini kanıtlarcasına hemen her gün yeni bir olumsuzluk yaşıyoruz. Gelişen olaylarda, bu yazıların hiç de sanıldığı gibi buz üzerine yazılmadığını kanıtlıyor.
İşte size geçtiğimiz hafta Samsun adına yaşanan bir olumsuz olay daha.
Hatırlayacaksınız uzun zamandır Karadeniz’de petrol aramaları yapılacağı yazılır, çizilir. İşte geçtiğimiz hafta yukarıda yazdıklarımı doğrulayan bir gelişme daha yaşandı.
Lütfen şu olayı okuyunuz ve yorumunu siz yapınız.
Sinop açıklarında petrol aramak üzere yetki alan PETROBRAS isimli firma yetkilileri, 15 Aralık 2009 Salı günü Samsun’da bir tanıtım sunumu gerçekleştiriyor. Sunuma, Samsun Valisi adına Vali yardımcısı, Büyükşehir Belediye Başkanı ile kentimizin önemli bürokratları ve bazı sivil toplum kuruluş başkanları davetli olarak katılıyorlar.
Çok fazla detayına girmeden sunumdan bazı önemli bölümleri sizlere aktarmak istiyorum.
Sunumda, Sinop’un 110 mil açıklarında petrol aranacağı ve o bölgede konuşlandırılmak üzere dev bir platformun şu anda Akdeniz’de seyretmekte olduğu ve aralık ayı sonlarında Sinop açıklarında olacağı açıklanıyor. Bu bölgeye lojistik destek sağlamak üzere Çarşamba Hava Liman’ında bir bölgenin kiralandığı ve platforma nakliye yapmak üzere burada iki helikopterin konuşlanacağı bilgisi veriliyor.
Ankara ve İstanbul’dan yapılacak lojistik destek için de İnebolu Limanı’nından bir bölgenin kiralandığı bilgisi aktarılıyor. Sunum detay bilgilendirmelerden sonra bitiyor. İlk bakışta anormal bir durum da gözükmüyor.
Davetli olmadığım için bulunmadığım bu sunumdan bir gün sonra, bir dostum sunum ile bana bilgi aktarıyor ve kafasını kurcalayan bir konuyu da bana iletiyordu.
Dostumun takıldığı konu, Türkiye’nin en büyük birkaç limanından birisi olan Samsun Limanı yerine, neden çok küçük ve olanakları kısıtlı İnebolu Limanı tercih edilmişti? Üstelik İnebolu’yu İstanbul ve Ankara’ya bağlayan karayolunun sorunlu oluşu dikkate alınırsa bu işte bir terslik olmalıydı.
Dostuma, “peki, orada olan onca kent yöneticisi ve STK başkanından hiç kimse bunun nedenini sormadı mı?” diye sorduğum da aldığım cevap, sorulmadığıydı.
Anlaşılan ya bu ince nokta, kentimizi yönetmekte hiçbir desteğe ihtiyaç duymayan yöneticilerimizin gözünden kaçmıştı veya bu olay onlar için bir anlam taşımıyordu.
Cuma sabahı başlayan bir araştırma sonucu PETROBRAS Firması’nın Türk yetkilisi Sayın Ömer Tangurtay ile görüştüm. Soruma aldığım cevap tam bir Samsun klasiğinin tekrarıydı. İçim yanarak dinledim.
Sayın Tangurtay, “Samsun’da bize yeterince ilgi gösterilmedi, Samsun Liman İşletmesi’nden yazılı olarak yaptığımız talebimize, 29 Ocak 2009 tarihin de ( yazının sayı numarası bende mevcut) olumsuz cevap verildi, biz de zorunlu olarak İnebolu Limanı’na başvurduk ve her türlü kolaylık da sağlandı” diyordu.
Samsun Limanı özelleştirilince Samsunlular olarak, liman artık aktif hale gelir diye sevinmiştik. Oysa bu konuyu araştırırken öğreniyorum ki, Samsun Liman’ı özelleştirilmesini alan CEYNAK Firması, ihale sonrası açılan bir dava nedeniyle henüz limanda söz sahibi olamamış. Anlaşılan limanda ki belirsizlik, bu olumsuzluğa zemin hazırlamıştı.
İşte size yeni bir örnek. Samsun Lojistik merkez olacak diye gazetelere sayfalar dolusu açıklamalar yapan kent yönetenlerimizin bu konuda söyleyecekleri bir şeyler olmalıdır diye düşünüyorum.
Ovaya vereceği zarar dışında Samsun’a hiçbir ekonomik katkısı olmayacak Termik Santral yapımcılarına kent yöneticilerince gösterilen özel ilgi, umarım Samsun’a sınırlı da olsa ekonomik katkı sağlayacak ve moral desteği verecek PETRABRAS’IN Samsun Limanına sığamamasının nedenlerine de gösterilecektir.
Bu olanları görmezden mi? Gelelim. Samsun adına oluşan olumsuzlukları yazmak ve gündeme taşımak karamsar tablolar çizmek olarak tanımlansa da, kendi adıma içime sindiremediğim bu yanlışları yazmaya ve söylemeye devam edeceğim. Birileri bunları görmezden gelse bile… Birileri kentimiz adına bunları söyleyenleri, “şer cephesi” olarak damgalasa bile..
Hadi buyurun, Sayın Yılmaz Ulusoy’u da bu cepheye dâhil edin. 18 Aralık 2009 tarihli Halk Gazetesinde yer alan bir habere göre, Sayın Yılmaz Ulusoy’da Samsunluları üzecek şeyler söylemiş.
16 Aralık 2009 Çarşamba Günü Samsun’da Sayın Yılmaz Ulusoy’un da ortağı olduğu VOLVO’NUN servis açılış töreninde kürsüden O’na övgüler düzen kent yöneticilerimizin çok hoşuna gitmeyecek bakın neler söylemiş.
Sayın Yılmaz Ulusoy Dünya Gazetesine verdiği bir röportajda, İzmir Limanı’na gösterdikleri yatırım arzusunu neden Samsun Limanı’na göstermedikleri sorusuna, “ Samsun kadersiz bir yer. Ben Trabzonluyum ama Samsun benim için çok önemlidir. Ben Samsun’a geldiğimde Türkiye’nin 11. vilayetiydi, şimdi ise 44. vilayeti. Çünkü birlik ve beraberlik yok.” Diye cevap veriyor. İşte size bizi iyi tanıyan dışardan bir gözlem.
Söyler misiniz? Bu birlikteliği Samsun Halkı veya her fırsatta suçladıkları sivil toplum kuruluşları mı sağlayacak? Yoksa bizleri yönetsin ve temsil etsin diye seçtiklerimiz mi? Kararı siz verin.
İsterseniz kendinizi rahatlatmak adına, Sayın Yılmaz Ulusoy’u da “şer cephesine” dâhil edin, olsun bitsin.
Umarım, bir gün bu sorunları çözenleri alkışladığımız günleri de görürüz. Her şeye rağmen iyi haftalar.. 20 Aralık 2009
SADİ SUBAŞI