SİYASETİN ÇÖKTÜĞÜ BİR KENTTE HİÇ BİR KONUDA
BAŞARI BEKLENEMEZ.
Yazılarımı ve TV konuşmalarımı takip edenler, başlıkta ki iddiamı çok da yadırgamayacaklardır. Bu konuyu bu hafta ki köşeme taşımama, geçtiğimiz Perşembe günü Samsun Vali’liğinin düzenlediği “Samsun’un Yüz Akları Ödül Tören’in de”, işadamı Sayın Cemal Yeşilyurt’un ödülünü aldıktan sonra yaptığı konuşmada vurguladığı çok önemli tespitler neden oldu.
Sayın Yeşilyurt’un söyledikleri öylesine önemli ve Samsun’da duymaya hiç alışkın olmadığımız sözlerdi ki, O’nun yaptığı tespitler bir anlamda, bu kentin yönetimsel ve siyaseten içine düştüğü çöküşün de dışa yansımasıdır.
Bir işadamının ağzından çıkan bu sözler öylesine önemlidir ki, belki de Samsun’da bugüne kadar üstü örtülen bazı gerçeklerin bundan böyle inkâr edilememesini sağlayacaktır. Bu bile Samsun adına kazançtır.
Yıllardır bu kentin sorunlarını gündeme taşıyan ve Samsun’un çok daha güzel günlere ulaşması için ödünsüz çaba harcayan birisi olarak, iş dünyamızın en güçlü ismi Sayın Cemal Yeşilyurt’a bu cesur ve yol gösterici konuşmasından ötürü teşekkür ediyorum.
Türkiye’nin en büyük ilk 500 firması arasında, 88. sırada yer alma başarısının karşılığı olarak ödülünü almanın haklı gururunu yaşayan Sayın Cemal Yeşilyurt, bugüne kadar hiçbir işadamının yapmadığı bir dik duruşu sergilemiş ve Samsun’un gerçeklerini tüm çıplaklığı ile bu konuda ki en yetkili ağızdan söylemiştir.
Bakın Sayın Yeşilyurt neler söylemiş; “ .... ama ben bugün aldığım ödülden dolayı mutlu değilim. Ben başta olmak üzere sanayicilerin Samsun’a hizmet ettiklerine inanmıyorum. Çünkü Samsun ihracatta, işsizlikte taban yapmış durumda. Samsun’da millet yatırım yapmaktan korkuyor. Samsun’a çok yatırımcı geldi ama geri döndü. Belediyeler, önce yapın ağabey diyor, sonra çullanıyorlar. Sivil toplum kuruluşları da, bunları siyasi olarak algıladıkları için çoğu yatırımı engellediler. Her ay 5–6 trilyon elektrik parası ödüyorum. Ayrıca 30 milyon dolarlık bir profil fabrikası kurmak istiyorum. 100–125 milyon dolarlık bir enerji santrali benim için olmazsa olmaz bir durum. Ancak bu tür santral yapmak isteyenlerin başına gelenler ortada. Samsun olarak maalesef ekonomide, milli gelirde, turizm de yokuz. Bu kentin bir oteli dahi yok. Turizm de Rize’nin de gerisindeyiz. Yaşlandım, artık arzu ettiğim Samsun’u bana gösterin.”
Bu sözler bir sivil toplum kuruluşu yöneticisinin açıklaması olsa, her zaman ki gibi kimse üzerinde durmazdı. Ama bu sözleri, Türkiye’nin 88. sırasında ki bir işadamı söylüyorsa, yankısı da büyük olur, olmalıdır da.
Sayın Yeşilyurt bunları söylerken, bu kentin en büyük yerel yöneticisi ile en üst mülki amiri, hala Samsun’un Türkiye’nin 10. kenti olacağı pembe hayallerini anlatabiliyorsa, bu kentte çok ciddi bir algılama sorunu var demektir.
Sayın Yeşilyurt’un söylediklerine katılırken, Sivil toplum kuruluşları ile ilgili yaklaşımına itirazım var. Çünkü;
Sayın Yeşilyurt STK’ların hangi yatırımları engellediğini ve hangi yatırımcıları kaçırdığını da söylemeliydi.
Konu sadece termik santraller konusu ise bilinmelidir ki, STK’lar, bu santrallerin yer seçimine karşılar.
Bu santrallerin, Samsun’un ihtiyacını karşılamaktan öte, Avrupa Ülkelerine satılacak elektrik karşılığın da, Samsun’un ovalarını ve Samsun’un geleceğini yok edecek büyüklükte ve çok sayıda yapılacak olmasına karşılar.
Mobil Santral konusunda zaten hiç kimsenin söyleyebileceği bir şey olduğunu sanmıyorum.
Doğalgaz santralleri için itirazlar ise, aynı ova içerside 6 adet kömürlü ve doğalgazlı termik santralin yapılacak olmasınadır.
Sayın Yeşilyurt, değil sizin, tüm Organize Sanayi Bölgesi’nin ihtiyacını karşılayacak çaptaki bir doğal gaz enerji santraline, başta ben olmak üzere karşı çıkan olacağını sanmıyorum.
Sayın Yeşilyurt, keşke bu sorunlarınız için STK yöneticileri ile bir görüşme yapmayı düşünseydiniz.
Sayın Yeşilyurt, keşke Samsun’un “TEŞVİK YASASI” dışına itilişi sırasında böyle bir tavır sergileseydiniz. İnanıyorum ki, Samsun’u bu kadar kolay “Teşvik Yasası” dışında bırakamazlardı.
Sayın Yeşilyurt, keşke STK’ların komiteler oluşturarak bilimsel raporlarla savunduğu, bu kentin önünü açacak ve sizin de vurguladığınız gibi işsizliğe çare olacak, “TEŞVİK YASASI” konusunda tavır koysaydınız, belki de bugün teşvik kapsamın da ve işsizi azalmış bir kent olurduk.
Sayın Yeşilyurt’un yaptığı açıklamanın bence asıl önemli bir başka yanı, bu kentte ki siyasetin içine düştüğü çaresizliktir.
Bunun en yakın örneği de, geçen hafta ki köşe yazım da, 2. kez gündeme getirdiğim konudur.
PETROBRAS PETROL ARAMA FİRMASI’NIN, Sinop açıklarında ki platformuna lojistik destek sağlamak üzere Samsun Limanından talep ettiği yerin neden verilemediğine yönelik soruları cevaplayacak ve bunu kendine görev edinecek bir siyasetçinin veya kent yöneticisinin hala ortaya çıkmamış olmasıdır.
Bu, kentin siyaseten ve yönetimsel olarak nasıl bir vurdumduymazlık içersinde olduğunun en somut göstergesidir.
Sayın Yeşilyurt’un yakındığı konuların da çözüm yeri, Samsun’un siyasi iradesidir. Ancak üzülerek söylemek zorundayım ki, Samsun siyaseten sahip olduğu sayısal gücün ve konumun farkında değil.
Samsunlular olarak, artık bu siyasi çöküşü tüm boyutları ile masaya yatırmanın zamanı gelmiştir. Yıllardır Samsun’u ihmal ederek, Türkiye sıralamasında 6–7. sıralardan 32–35. sıralara yuvarlanmasında sorumluluğu olan tüm siyasetçilerimizi, iktidarı ve muhalefeti ile birlikte sorgulamamız gerekmektedir.
Bu çok önemli sorunu, gelecek hafta ki köşem de geniş kapsamlı olarak sizlerle paylaşacağım.
Bu haftadan başlayarak yazılarımın sonuna bir eklenti yapacağım. Samsun için önemli bulduğum bir konuyu yazımın altına ekleyerek sonuçlanana kadar gündem de tutmaya çalışacağım.
Türkiye’nin ilk 500 ve ikinci 500’ü arasına giren başarılı firmalarımızı ve işadamlarımızı kutluyor ve başarılarının artarak devamını diliyorum. İyi haftalar… 28 Şubat 2010
SADİ SUBAŞI
Bugünkü sorum; Petrobras Petrol Arama Firmasına, Samsun Limanı’nda neden yer verilmedi? Bunu da mı sivil toplum kuruluşları engelledi? Verilmemesi için özel bir neden var mıydı? İnebolu’lar ne yaptı da, bölgenin en büyük kenti Samsun’a tercih edildiler?
LÜTFEN! Kentlilik bilincinin gereği olarak Samsun’da üretilen ürünlere sahip çıkalım. Her gittiğimiz işyerinde bu ürünleri tercih edelim. Satmayan işyerlerinden de ısrarla bu ürünleri isteyelim.
“SAMSUN’DA VAR. SAMSUN İÇİN AL.”
KAMPANYASINA SAHİP ÇIKALIM.
NOT: Halk Gazetesi’nin internet sayfasında yayınlanan geçen hafta ki köşe yazıma “NURİ” kod adıyla yorum gönderen değerli okurum, eğer işyerime uğrama zahmetine katlanırsanız, sorunuza ve merakınıza açıklama getiririm. Aksi halde, işin iç yüzünü bilmeden benim Samsunluluğumu ve Samsunspor sevdamı sorgulamaya hiç kimsenin hakkı yoktur.