TÜRKÇE EZAN KONUSUN DABİR YORUM
Bugün kısaca değinmek ve sizlerle paylaşmak istediğim konu ezan ile ilgili düşüncelerim.
Kim aksini iddia ederse etsin, dinimizi çocuklarımıza yeterince iyi öğretemediğimizi düşünüyorum. Bunun en büyük nedenini de, dünyada kendi dilinden dinini öğretme becerisini gösteremeyen tek ülke oluşumuzda görüyorum.
İlköğretim okullarında zaman zaman zorunlu olarak, zaman zaman da ailelerin isteğine bağlı olarak verilen din eğitiminin yeterli olmadığı ve cemaatlerin etkisinde kalması nedeniyle de Kur’an Kurslarının çoğu aile tarafından tercih edilmediği görülmektedir.
Dini konularda yorum yapmak ve öneri sunmak benim haddimi aşar. Böyle bir yanlış yapmak istemiyorum. Ancak ezan ile bir değerlendirmemi de sizlerle paylaşmak istiyorum.
Öncelikle şunun altını önemle çizmek istiyorum. Usulüne uygun ve özellikle de hoparlör kullanmadan canlı olarak okunan ezanın inanılmaz etkileyici bir özelliği var.
Ezanın namaza çağrı olduğunu bilmeyenin de olduğunu sanmıyorum. Ancak yaşı kırkın altında olanlar arasında bir kamuoyu yoklaması yapılsa sanıyorum ki, çok büyük bir kesimi içeriğini tam olarak söyleyemez.
Birkaç hafta önce yaygın bir TV kanalında izlediğim bir söyleşi programında, Türkçe sözlerle okunan ezan dinledim. Türkçe sözlerle aynı makam ve aynı usulde okunan ezanın, “Namaza çağrı” Konusunda ne kadar etkili olabileceğini düşündüm.
Yıllar önce de Kani karaca’nın sesinden çok etkileyici Türkçe bir ezan dinlemiştim. Ezanın o enternasyonal Arapça formunda okunmasına devam edilirken, hem içeriğinin öğrenilmesi, hem de etkisinin artmasına katkıda bulunulması adına, “Acaba günde bir vakit ezan Türkçe okunsa nasıl olur?” Diye seslice düşünmek ve de sizlerle paylaşmak istedim.
Tabii bu konuda en doğru ve sağlıklı kararı Diyanet İşleri Başkanlığı ve İlahiyat Fakülteleri verebilir diye düşünüyorum.