Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Referandum'da Oy Kullanma Sorumluluğu

REFERANDUM’DA OY KULLANMANIN SORUMLULUĞU.

12 Eylül’de yapılacak Anayasa Referandumuna bir aylık bir süre kalmış bulunuyor. Ülkemiz siyasetinde henüz uzlaşma kültürünün işlerlik kazanmaması nedeniyle yapılacak referandum ülkeyi ikiye bölmüş durumda.
İktidar ve ona destek veren kesim, yapılacak Anayasa değişikliği ile 12 Eylül Darbesi’nin hesabının sorulacağı ve o döneme ait kısıtlayıcı hükümlerin kaldırılarak daha çok özgürlük ve daha çok demokrasi ortamı sağlanacağı gerekçeleri ile Referandum’da “ EVET” Oyu verilmesi için her türlü olanağı kullanarak “EVET KAMPANYASI” yürütüyor.
Muhalefet kanadı ve destekçileri ise, tam tersine Referandum ile gerçek amacın gizlendiğini ve Anayasa’nın çok önemli bazı maddelerinin değiştirilmesi ile Yargı’nın iyice güdümlü getirileceğini iddia ediyorlar. Böylece adına ister sivil dikta deyin, isterseniz totaliter rejim deyin, ucunun nereye varacağı bilinmeyen demokrasinin askıya alınacağı bir rejime sürükleneceğimizi söyleyerek, “HAYIR KAMPANYASI” Yürütüyorlar.
Bu çerçevede sürdürülen evet-hayır kampanyası da, değiştirilecek “Anayasa” maddelerinin halka anlatmaktan daha çok karşılıklı söz düellosuna dönmüş bulunuyor. İşin daha da kötüsü, karşılıklı sataşmalarda kampanyanın seviyesi de düşmeye başladı.
Halkın büyük bir kısmının hala neyi, neden oylayacağını bilmediği bir ortamda, yapılan konuşmalar toplumu her geçen gün biraz daha germektedir.
Özellikle Anayasa değişikliği paketini hazırlayan iktidarın değişikliklerin gerekçesini anlatmak yerine, 12 Eylül darbesi ile başlayıp 27 Mayıs İhtilalinde yaşanan demokrasi ayıplarına atıfta bulunarak oralarda yaşanan acıları yeniden gündeme taşıması, kapanmış yaraları kanatmaktadır.
Bütün bu gerginliğin asıl nedeni ise, toplumum tüm kesimlerini ilgilendiren Anayasa’da yapılacak değişikliklerin, gerek siyasi ve gerekse sivil tüm kesimlerin üzerinde anlaşması ile hazırlanmamış olmasıdır.
Son üç yıldır, yargının kendi içinde dahi bölünmesine neden olacak şekilde imzasız bazı ihbar mektuplarının yeterli görülerek başlatılan çok sayıda ki soruşturma ile içersinde bilim adamı, gazeteci ve üst rütbeli askerinde bulunduğu yüzlerce kişinin tutuklaması düşündürücüdür,
Tutuklananların tamamının iktidar karşıtlarından oluşması, muhalefetin “Referandum” sonrası yargının tamamen bağımlı hale getirilmek istendiği yönünde ki endişelerine de haklılık kazandırmaktadır.
İşte böylesine önemli bir Referandum oylamasının, uzun bir bayram tatilinin son gününe getirilmesini de anlamak mümkün değil.
Çok sıcak geçen bir yazın sonunda ki bayram tatili nedeniyle, çok sayıda insan kayıtlı oldukları seçim bölgeleri dışında ki tatil beldelerinde olacaklardır. Kendi çevremden dahi çok sayıdaki tatilcinin 12 Eylülde dönmeyeceklerini belirtmeleri son derece düşündürücüdür.
Referandumun sonucu “Evet” de olsa, “Hayır” da olsa gerçek şu ki, 13 Eylül sabahı Türkiye’de çok şey değişecektir. Böylesine önemli bir oylamaya katılmamayı düşünmek dahi büyük bir sorumsuzluk ve en önemli vatandaşlık görevini savsaklamak değil midir?
Eğer iddia edildiği gibi evet çıkması halinde Türkiye çok daha geniş demokratik haklara kavuşursa, oyu “evet” olduğu halde oylamaya katılmayacak olanlar, bu demokrasi zaferinden pay alma şansını kaybetmenin ezikliğini duymayacaklar mıdır?
Daha da önemlisi, oyları “Hayır” olduğu halde oylamaya katılmayacak olanlar, Referandum’dan evet çıkması halinde, eğer korkulduğu gibi Türkiye totaliter bir rejim karanlığına sürüklenirse, bu sonuçta payları olacağı için bunun vicdani sorumluluğu altında ezilmeyecekler mi? Çocuklarının ve torunlarının geleceklerini üç, dört günlük zevk adına karartmış olmanın hesabını olara nasıl anlatacaklar?
Geçtiğimiz günlerde TV haberlerinde dinlediğim bir uygulaması için Diyanet İşleri Başkanlığını kutlamak gerekir. Umre Ziyaretlerinin son günleri Referandum gününe rastladığı için dönüş tarihi referandumun bir gün öncesine alınarak yeni bir düzenleme yapılmış ve uçak seferleri buna göre ayarlanmış.
Benzer bir düzenleme de tatilciler için yapılamaz mı? Referandum da onbinlerce gurbetçi gümrük girişlerinde nasıl kimlik kartı ile oy kullanabiliyorsa, tatil beldelerinde de benzer bir uygulama yapılamaz mı?
TURSAB yöneticilerinin bu yönde bir girişim başlatması yerinde olmaz mı? Önümüzde daha 30 günlük bir süre vardır. Seçim bölgesi dışında bulunacaklara kendi seçim kurullarına bildirim yapmak suretiyle gidecekleri yerlerde kimlik numaraları ile oylarını vermeleri sağlanamaz mı? Bunun için yasal bir düzenlemeye gidilemez mi?
İktidar ve muhalefet hiç olmazsa bu konuda anlaşarak bu soruna bir çıkış bulmalıdırlar. İşte sizlere ne kadar demokrat olduğunuzu kanıtlayacak bir fırsat. Lütfen! Bu sorunu çözmek için çaba harcar mısınız?
Unutmayınız ki, rengi ne olursa olsun kullanılacak oy, verilmeyen oydan daha değerlidir. İyi haftalar.. 08 Ağustos 2010

SADİ SUBAŞI