Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Samsunllu Kandırılıyor Mu. Kandırılıyorsa Tek Nedeni Saipsizliği mi

SAMSUNLU KANDIRILIYOR MU? KANDIRILIYORSA,
NEDENİ SAHİPSİZ OLMAK MI?

Samsun yatırıma susamış bir kent değil mi? Evet..
Samsun işsizler kenti olarak anılmıyor mu? Kahvehaneler işsiz gençlerle dolu değil mi? Evet, yüz kere evet..
Peki, bu kente yatırım olarak dev kuruluşlar enerji yatırımı olarak termik santralleri dizmek için sıraya girmemiş mi? Ona da evet..
Bunların en büyüklerinden birinin temeli daha önceki gün atılmadı mı? Evet..
Zaten bir tanesi de sessiz sedasız üretime geçmemiş mi? Belli ki, Mobil Santral deneyiminden aldıkları dersle bu kez işi törensiz, tantanasız tamamlamışlar mı? Buna da, evet…
Daha önceki gün Avusturyalı Bakan “Bu iş güvercinlere benzer, bir güvercinin geldiği yere başka güvercinler de gelir” diyerek, bu santrallerin arkasının geleceğini de müjdelememiş mi?
Ey! Samsunlular, daha ne istiyorsunuz? Sizin derdiniz ne? Yatırımsa yatırım. Ötesinden size ne!
Eee, sizler böyle söylüyor ve Samsunlulara kıyak yapıyorsunuz ama, bakın bu Samsunlular nasıl nankörlük ediyor ve neler söylüyorlar..
Efendim, bu santraller doğaya azot oksit ve kükürt oksit gazları salacakmış ve yöre halkını kanser edecekmiş..
Bu santral zincirleri oluşunca, atmosferde sera tabakası oluşturarak canlı yaşamını bitirecekmiş, o da yetmezmiş gibi, 100 yılda oluşabilen dünyanın en verimli alüvyon ovalarından birisi olan Çarşamba Ovası yok olacakmış.
Bu yüzyıl dünyada küresel ısınma kâbusunun yaşanacağı bir dönem olacakmış ve bunun sonucu olarak açlık ve susuzluk tehlikesi kapıdaymış.
Bu kâbusun ilacı olan su ve gıdanın deposu ise, Çarşamba Ovasıymış. Şimdi siz bunu yok ederek bindiğimiz dalı kesiyormuşsunuz. Böylece geleceğimiz olan çocuklarımızın yaşam hakkını da ellerinden alıyormuşsunuz..
Bunlar yetmezmiş gibi bu santrallerde 50–60 kişiden fazla insan çalışmayacakmış. Çalışacak olanlarda teknik eleman olarak dışarıdan gelecekmiş. Kısacası, Samsun’un işsizlik sorununa da merhem olmayacakmış.
Samsun’a hiçbir ekonomik katkısı olmayacağı gibi ekonomik yönden zararı dahi olacakmış.
Çünkü geçtiğimiz yıllarda, tüm Karadeniz illeri içerisinde bir tek Samsun’un “Teşvik Yasası” dışında bırakılmasının nedeni olarak Samsun’da bulunan barajlar gösterilmiş.
Çünkü bu barajlarında Samsun’un ne işsizlik sorununa, ne de ekonomisine bir katkısı yokmuş. Ama yarattığı katma değer Samsun’a yazıldığı için, Samsun’un çok kötü olan gerçek ekonomik değerleri bu barajlar nedeni ile yüksek çıkıyormuş.
Yeni yapılacak termik santrallerde bu olumsuzlukları daha da artıracakmış..
Bunlar yetmiyormuş gibi, bu çokbilmişler bir de yatırımlarda aranacak ön şartlar olmalı diyorlarmış. Yapılacak yatırımın, önce ülke çıkarına, sonra yöre halkının çıkarına, daha sonra da yatırımcının çıkarına uygun olması diye bir sıralama varmış da, bu sıralama bu santrallerde tersine dönmüşmüş.. Bak, bak neler de biliyorlar.. Sanki bunları bizi yöneten büyüklerimiz bilmiyorlar..
Bu kadar sululuk yeter dediğinizi duyar gibiyim. Ama ne yapayım? Bu işin ciddi bir yanı kalmamış ki.
Madem biraz ciddi ol diyenleriniz var. Bir iki ciddi söz de edelim de, adet yerini bulsun.
Aslında benim kafamı kurcalayan başka şeyler var.
Madem bu santraller bu kadar yararlı, o halde neden gelen bu tepkileri çürütecek açıklamalar yapılmıyor?
Neden bu kenti yönetenler ve milletvekillerimiz açılış törenine dahi katılmaktan kaçınıyorlar?
Madem bu santrallerin bir defosu! Yok. O zaman bu yatırımcılar, “Bu kente diyet anlamında bir şeyler daha verme gereğini neden duyuyorlar?” Sorusu değer kazanmıyor mu?
Bu kentte sermayesini, yüreğini koymuş onlarca yatırımcı var. Neden onlara aynı ilgi gösterilmiyor? Örneğin ülkemizin ender sanayilerinden birisi olan cerrahi malzeme üretimi yapan öz kuruluşlarımız dahi bu santrallerin iki, üç katı işçi çalıştırmıyor mu?
Bu santrallerin kat be kat getirisini bu kente getiren, 100’ün üzerinde işçi çalıştırarak işsizlik sorununa çözüm getiren, vergisini de bu kentte vererek Büyükşehir Belediyesi’ne, dolayısıyla kentimizin güzelleşmesine katkıda bulunan, un fabrikası sahiplerine ayıp edilmiyor mu?
Bırakın sanayicileri, benim kendi mütevazı işyerimde dahi 14 sigortalı personel çalıştığını düşününce, bu santrallerin çalıştıracağı 50–60 kişi ile
(Kaldı ki, onlarında çoğu Samsun’dan olmayacak) işsizlik sorunumuza nasıl çözüm olacaklar?
O zaman bu kadar Devlet desteği neden?
Acaba yetkili birisi çıkıp da bunu açıklayamaz mı?
Toplumu ikna edecek açıklamalar yapılmadığı sürece, “Avrupa Ülkeleri toplum sağlığını olumsuz etkileyen, çevreye ve doğaya zarar veren bu tür yatırımları ülkelerinden kaldırıyorlar. Enerjiyi de başka ülkelerden satın alarak kendi halklarını koruyacaklar. O nedenle, Türkiye pilot ülke seçildi. Türkiye’yi enerji üretim merkezi haline getirerek Avrupa’nın enerji ihtiyacını karşılayacaklar” Yorumları çok daha anlam kazanmayacak mı?
Bu teori doğru ise, sonuçta ülke olarak bazı ekonomik kazanımlarımız olacak demektir. Peki, bunun anlamı benim insanımın ve çevremin bir Avrupalı kadar değeri yok anlamına gelmeyecek midir?
O zaman bende bir Samsunlu olarak, “Samsun enerji merkezi olacak” diyerek Samsunluya lütufta bulunan Sayın Başbakan ve Sayın Enerji Bakanımız ile vekillerimize soruyorum. Neden Samsun? Neden verimsiz ve tarım dışı bir alan değil de, neden Ülkemizin geleceği olan en önemli tarım alanlarından birisi?
Bu, Samsun’a ve Samsunluya karşı işlenmiş en büyük ayıptır. Ne yapalım ki, “Sahipsizlik” Bu kentin değişmez kaderi olmuş.
O nedenle, bu ayıptan en büyük pay da, yıllardır tekrarlanan “Bu kent sahipsiz” Söylemlerinden en ufak rahatsızlık duymadan Samsun’u temsil eden siyasetçilerimiz ile kentimizi yönetenlere düşmüyor mu?
Geçen haftanın başka yadırgananları da vardı. Düne kadar termik santraller nedeniyle yeri göğü inleten Sivil Toplum Kuruluşlarının sessizliğe gömülmesi, “Pes” edişin bir göstergesi miydi?
Hele de, Mobil Santrallerin Danıştay Kararı ile kapatılmasını sağlayan ünlü “Çevre Birlikteliği’nin”, son dönemlerde ki etkisizliğini nasıl yorumlamak lazım?
Termik Santral temelinin atılmasından bir gün sonra, değerli dostum Çevre Birlikteliği’nin sözcüsü Sayın Metin Teletar’ın yaptığı basın açıklaması da ne yazık ki, fazla bir ses getirmedi.
Yerel basına bakıyorum. Orada da bir sorun var. Mobil Santral döneminde olayı sürekli gündemde tutarak kazanılan başarıda büyük rol oynayan yerel basının duayen kalemleri susmuş.
Halk gazetesi’nden başka diğerlerinde tek yoruma rastlamadım. Söylentiler ise bir Samsunlu olarak yüreğimi acıtıyor. Yazık..
Son sözüm de, siyaset yaptığını sanan siyasi partilerin yerel teşkilat yöneticilerine olacak.
DSP İl Başkanı Sayın Oktay Ergör’ü ayrı tutarak, muhalefet parti yöneticilerine sormak istiyorum. Bu kent için ne zaman siyaset yapacaksınız? Bu konuda Samsunluya söyleyecek tek bir sözünüz de mi yok?
Unutmayınız ki, konu Samsun olunca olumlu veya olumsuz söyleyecek sözü olmayanların, seçim zamanı gelince Samsunludan oy istemeye hakları olamayacağı gibi, o koltuklarda oturmayı sürdürmeleri de etik olamaz.
İyi haftalar.. 10 Ekim 2010
SADİ SUBAŞI