Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Sanki, Her Şeyimiz Tamamdı da Bir Tek İlçe Lobilerimiz Eksikti.

SANKİ HER ŞEYİMİZ TAMAMDI DA, BİR TEK
İLÇE LOBİLERİMİZ EKSİKTİ.

Yıl 1988. Fikir babası olduğum ve kuruluşuna öncülük yaptığım SAM-SEV kuruluyordu. Kuruluş ilkesi, Samsun’un ve Samsunspor’un sahipsizliğiydi.
Samsun’un sahipsiz bir kent olduğunu ilk kez gündeme taşıyan kişiydim.
Samsun’un en önemli sorunlarından birisi olarak, Samsun dışında ki Samsunluların bir araya gelemeyişi ve bir Samsun Lobisinin oluşturulamamış olması gözüküyordu.
Gerek Devletin yönetim merkezi olan Ankara’da ki ve gerekse ülkemizin iş merkezi olan İstanbul’da ki bu eksiklik, Samsun’a olumsuz yansıyordu.
Bu amaçla ilk yapılan işlerden birisi, Samsun’dan büyük kentlere giden Samsunluların bir araya gelmesi için İstanbul’da da bir SAM-SEV şubesi açmak olmuştu.
Ankara’da ise Ankara’da yaşayan hemşerilerimiz soruna sahip çıkarak “Samsun 19 Mayıs Kültür ve Dayanışma Derneğini” Kurmuştu. Daha sonra vakfa dönüşen bu kuruluşla çok güzel ortak çalışmalar yapılmıştı.
Hedef, Samsun dışında yaşamını sürdüren hemşerilerimizin Samsun’a gerek idari anlamda ve gerekse ekonomik yatırımlar anlamında desteğini sağlamaktı.
Böylece Samsun Lobi’sinin ilk temelleri de atılmıştı. Üzülerek söylemek gerekirse, SAM-SEV İstanbul Şubesi İstanbul’da yaşayan hemşerilerimiz tarafından yeterli destek verilmediği için yaşatılamadı.
Ankara’da ki vakıf ise, çok fazla etkin olamamasına rağmen hiç olmazsa hala yaşamını sürdürüyor.
Bizler Samsun’un sahipsizliğine isyan ederken, hemen her gün ortaya çıkan gelişmeler bizim bu tespitimizi doğruluyordu.
ANAP İktidarı döneminde Samsun öylesine akıl almaz coğrafi bir yaptırımla karşı karşıya kaldı ki, sıradan bir il haline düşmekten kıl payı kurtuldu.
Çünkü iktidar siyasi kazanımlar hesabı ile Türkiye’de bazı ilçelerin il yapılmasını gündeme getirmişti. Yeni illerin oluşturulmasının arakasında, Türkiye’nin yeni bir coğrafi yapıya dönüştürülerek ve eyalet sistemine geçilmesi düşüncesi yatıyordu.
Bazı iller bu yeni yapılanmaya anında tavrını koymuş ve bir tek ilçelerinin dahi kopartılmasına izin vermemişti.
Ama Samsun’un sahipsizliği bu konuda da ortaya çıkıyor ve Bafra’nın İl yapılması yanında, komşu ilçelerden Ünye ve Merzifon’da İl yapılıyor ve Samsun’un en önemli ilçeleri bu üç yeni illere bağlanıyordu.
Sonuçta, Alaçam, Yakakent, Havza, Vezirköprü, Terme ve Salıpazarı Samsun’dan kopartılıyordu.
SAM-SEV tek başına bu yapılanmaya direndi. Çok önemli ziyaretler ve imza kampanyaları düzenlendi. Neyse ki, eyalet sisteminin etnik bölünmeye neden olacağı endişelerinin yoğunluk kazanması ve ANAP İktidarının sona ermesi ile bu proje rafa kalktı.
Bu işin bir başka üzücü yanı ise, Samsun’un sahipsizliği bazı illerin bölge liderliğini ele geçirme ve eyalet sistemine geçildiğinde de eyalet merkezi olma iştahını kabartmış olmasıydı.
Samsun’un bu kadar çok sayıda ilçesinin kopartılması ile güdük bir kent haline getirilmesinin arkasında, başka bölge illerinin lobilerinin etkin rol oynadığı söylentileri de sıkça duyulur olmuştu.
Çünkü bu projenin, bu şekli ile uygulanması halinde Samsun’un ileride eyalet merkezi olma şansı kalmıyordu.
Tüm bu gelişmeler, Samsun’un sahipsizliğinin ve lobisinin olmamasının çok acı bir yansımasıydı.
Bunları anlatmamın nedeni, Samsun adına büyük bir eksiklik olan Samsun Lobisini kurma becerisini henüz sağlayamayan Samsun’un, bazı ilçelerinin kendi lobilerini kurma çabasına girmiş olmasıdır.
Belki de hiçbir ilde görülemeyecek sayıda diğer il ve ilçenin dayanışma derneğinin bulunduğu Samsun, yıllardır bu lobilerin etkisi altında olmanın sıkıntılarını yaşamaktadır.
Başka illerden gelerek Samsun’a yerleşen çok sayıda ailenin Samsun’da doğup büyüyen 2. hatta 3. kuşak çocukları dahi hala, Samsunluyum diyememekte ve nereli olduğu sorulduğunda, baba veya dedesinin geldiği yöreyi söylemektedirler.
Henüz bu kozmopolit yapının aşılarak kentin bütünleşmesi ve Samsunluluk bilinci yaratılamamışken, ilçelerimizin de yeni bir ayrışmaya neden olacak çıkışlarını, bir Samsunlu olarak anlamakta sıkıntı çekiyorum.
Dün Bafra’nın il olma aşkı ile başlattığı Bafra Lobiciliği, daha sonra Samsun’un “Teşvik Yasası” Dışında bırakılması ile Havza ve Vezirköprü’nün bir komşu ile bağlanmak üzere girişimlerde bulunması, tüm haklı gerekçelerine rağmen yanlıştı.
Onlar ne kadar yanlış ise, bugün Kavaklı dostlarımızın son çıkışları da bir o kadar yanlış ve tüm Samsunluların ortak çıkarları adına da bir o kadar sakıncalıdır.
İlçelerini kalkındırma adına, ortak çaba harcamalarını takdirle karşılıyorum ama geçmişte yaşananların bu kentin geneline verdiği zararı hatırlayınca da, bu çabaların amacını aşmasından endişe duyuyorum.
Unutulmamalıdır ki, Samsun açık bir denizde azgın dalgalarla boğuşan bir gemidir.
Samsun’un merkezinde yaşayanı da, Bafra’sın da, Çarşamba’sın da, Kavak’ta veya diğer ilçelerinde yaşayanları da hep birlikte bu gemideyiz.
Hep birlikte gücümüzü birleştirip bu gemiyi sakin sulara çıkarmaktan başka çaremiz yoktur. Tek başına hareket etmek, azgın denize atlayıp dalgaların içinde kaybolmak demektir.
Çözüm ise, Samsunluluk ruhu etrafında birleşip bu duyguları taşıyan insanları bulup çıkartmak ve hangi ilçemizden oluşuna bakmadan seçip TBMM’NE göndermek ve kentlerimizi yönetmek üzere bu ruhu taşıyanları seçmektir.
Bu köşeden Samsun’u yönetme sorumluluğu verilen Valimiz Sayın Hüseyin Aksoy ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Yusuf Ziya Yılmaz başta olmak üzere tüm ilçe belediye başkanlarımıza sesleniyorum.
Lütfen! Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun temellerinin atıldığı Ondokuzmayıs Kenti Samsun’u bu dağınıklıktan kurtarınız.
Geçmişte bu kenti yönetsin diye seçtiklerimiz, siyasi geleceklerini garanti altına almak için bölgecilik yaptılar ve bugün yaşadığımız ayrışmanın temellerini attılar.
Samsunlular olarak yıllardır bu kötü kaderi yenemedik. Onun için sizlere büyük görev düşüyor.
Ya, sizlerde bu ayrışmaya seyirci kalacak ve onun bir parçası olarak anılacaksınız veya bu kentin birlikteliğini sağlayarak Ondokuzmayıs Kenti Samsun’un şanlı tarihine adınızı altın harflerle yazdıracaksınız.
Unutulmasın ki, BURASI HER YER DEĞİL ONDOKUZMAYIS KENTİ SAMSUN’DUR.
Her şey gönlünüzce olsun. İyi haftalar.. 19 Aralık 2010

SADİ SUBAŞI