12 HAZİRAN SEÇİMİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ..
Ülkemizin önümüzdeki süreci açısından çok önemli bir seçimi geçen Pazar günü gerçekleştirdik. Çok
sert, hatta oy uğruna küfüre varan söylemler miting alanlarını çınlattı.
Seçimlerden ezici bir oy oranı ile başarılı çıkan Sayın Erdoğan, meşhur balkon konuşmasında
rakiplerine zeytin dalı uzatarak helallik istedi.
MHP’NİN cevabı, helalleşmenin o kadar kolay olmadığı, önce hesaplaşılması gerektiği şeklindeydi.
CHP ise, önce özür bekliyordu.
Anlaşılan, seçim sonrası çok önemli gündem maddelerinin konuşulacağı ülkemizi yeni bir gerilim
bekliyor.
Herşey bir yana seçimin belki de sevinilecek en önemli yanı, korkulan hiç bir terör ve polisiye
olayının yaşanmamış olmasıdır.
Seçimin sonuçlarının en kısa analizi ise,
AKP’NİN neredeyse tüm partilerin aldığı toplamı kadar oy alarak bir kez daha tek başına iktidar
olması,
CHP’NİN değişen ve yenilenen yeni yapısı ile beklenen oy patlamasını yapamamasına rağmen,
ilerisi için umutları artırması,
MHP’NİN ise, özel yaşamları ihlal eden rezil ve bir o kadar da siyasi rekebete darbe vurarak
haksız rekabete zemin hazırlayan şantaj kasetlerine rağmen, barajı aşma başarısını
göstermesiydi.
Sonuç olarak söylemek gerekirse seçimlerin tek bir kazananı vardır, O da AKP’DİR.
Seçim sonuçlarına Samsun açısından bakınca da durum Türkiye genelinden farklı değildir.
Samsun’da partilerin milletvekili dağılımı 2007 de ki gibi 6-2-1 olarak gerçekleşmiştir.
Samsun’da AKP 7 ve üzerinde, CHP’de en az 3 milletvekili çıkartma iddiası ile seçim kampanyasını
yürütmüştür. Sonuçta her iki parti de mevcut sayıları ile yetinmiştir.
MHP’de ise hava bulanıktı. Adaylar belli olunca ilk sıra adayı nedeniyle kendi tabanından büyük
tepki aldı ve açıkça milletvekili dahi çıkartmaları zor gözüküyordu. İşte bu sırada, ilk sıra
adayı ile ilgili olarak yaşanan şantaj kaseti olayı, bir anda sıralamayı değiştirdi ve bu
değişim tabanın yeniden toparlanmasını ve bir milletvekili çıkartmalarını sağladı.
Seçim sürecinde Samsun’da çok iddialı olan CHP de ise, seçim sonuçları ile hayal kırıklığı
yarattı. Aslında CHP’ni yakından bilenler için bu sonuç çok da şaşırtıcı olmamalıdır. Bu konuyu
ileride daha detaylı olarak değerlendirmek üzere bugünlük kısaca bir kaç tespitimi aktarmak
istiyorum.
CHP Samsun’da 2007 de %17.6 olan oy oranını, 2011 de %21.6 çıkartarak dört puanlık bir başarı
sağlamasına rağmen, yine de Türkiye ortalamasının beş puan altında kalmıştır.
Bence en çarpıcı sonuçlar, ilk sıralarda yer alan adayların kendi seçim çevrelerinde CHP’NİN oy
artışına paralel bir oy artışı dahi sağlayamamış olmasıdır.
Hemen her ilçede oy oranı az da olsa yükselirken, en büyük yükseliş Alaçam’da olmuş, Vezirköprü
ise, düşündürücü bir şekilde düşmüştür.
Seçim bitmiştir. Artık önemli olan önümüzde ki süreçte ülkemiz de nelerin olacağıdır.
Umarım ki, bu seçim sonrası ortaya çıkan tablo, bazı beklentileri karşılarken yeni korkulara
zemin yaratmaz.
Nedir bu beklentiler?
Öncelikle tamamen yenileneceği söylenen ANAYASA’nın, halkımızı rahatlatacak ve geleceğe daha
güvenli bakmasını sağlayacak bir uzlaşma ortamında hazırlanması konusunda özen
gösterilmesidir.
Yeni yapılanması nedeniyle bir kesimi tedirgin eden “Yargının”, tarafsızlığı ve güveninirliliği
inandırıcı hale getirilmesi bir başka beklentidir.
Ergenekon Davası çok kısa sürede tamamlanmalıdır. Dört yıla yakın süredir haklarında ki dava
sonuçlandırılmadığı için tutuklu bulunanların durumu aydınlatılmasıdır.
Çünkü en ağır adi suçlulara dahi uygulanmadığı halde, haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı
bulunmayan Ergenekon Davasından tutuklu bazı gazetecilerin, bir-iki metrekarelik hücrelerde
yaşamaya mahkum edilmesinin kabuledilecek bir tarafının olmamasıdır.
Daha doğru düzgün kanıtlanabilmiş bir delil olmamasına rağmen, Silahlı Kuvvetlerin üst
kademelerinde ki subayların tutuklanmaya devam etmesi, Ağustos ayı sonunda yapılacak Askeri Şura
öncesi ayrı bir önem kazanmıştır.
Tam bu sırada yurt dışında ki cemaat liderinin Türkiye’de ki sözcüsü olduğu bilinen bir köşe
yazarının köşe yazısında vurguladığı bazı tespitler kuşkuları artırmaktadır.
Yazar, seçimde büyük bir başarı sağlayan AKP’NİN bu başarısının, sadece AKP’NİN bir başarısı
olmadığını söyleyerek belli bir odağın da bu başarıda ki desteğinden söz etmektedir.
Yine aynı yazıda daha da ileri giderek, Sayın R. Tayyip Erdoğan’ı ustalık dönemin de iki önemli
sınavın beklediğini yazmıştır.
İlk testin Bakanlar Kurulunun kimlerden oluşacağının, ikinci testin ise Yüksek Askeri Şura’da ki
atamaların nasıl oluşacağının belirlenmesinde yapılacağını yazmaktadır.
Bunun anlamı hükümetin de dışında bir gücün etkisini açığa vurmaktır.
O zaman ordunun üst kademesindeki generallerle, özellikle generalliğe yükselmesi muhtemel kurmay
albayların ardı ardına tutuklanması, “Acaba ordunun üst kademesinde yeni bir ekibe yer mi
açılıyor” gibi sorularını akla getirmektedir. Bu soru işaretleri ve endişeler
giderilmelidir.
Yine geçtiğimiz hafta içersinde bir TV kanalında, program yapımcısının aynı düşünce de olmadığı
birisini Başbakan’ı ziyaretinden sonra tutuklattıracağını söylemesi ve sıra da başka
tutuklamaların olacağı tehdidini savurması gerçekten ürkütücüdür.
Toplumun beklediği, AKP’NİN kazanılan bu başarısını ve TBMM’ de ki sayısal gücünü toplumu daha
da gerecek ve korkutacak uygulamalar yerine toplumu rahatlatacak ve geleceğe daha güvenle
bakacak projeleri hayata geçirmesidir.
Seçim sonuçlarının ülkemiz için daha huzurlu ve güvenli bir ortam sağlaması dileğiyle, iyi
haftalar..18 Haziran 2011
SADİ SUBAŞI