SEÇİM SÜRECİNDEN AKILDA KALANLAR..
Bu yazıyı okuduğunuz da seçim bitmiş ve kesin olmayan sonuçlarıda alınmış olacak.
Umarım seçim sonuçları, ülkemizin en önemli kurumları arasında oluşan güvensizliğe ve siyasi ortamda süregelen gerginliklere son verir ve sağ duyunun hakim olduğu siyasi bir yapının önünü açar..
Yazımı seçim öncesinde yazdığım için seçim sonuçlarını değerlendirmeyi gelecek hafta ki yazıma bırakıyor ve seçim sürecinde yaşananlar ile akıllarda kalanları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Kırkbeş yıldır yapılan tüm seçim süreçlerini yaşamış, bir kısmının da içinde bulunmuş bir seçmen olarak, böylesine kural dışı her yolun denendiği bir seçim sürecinin yaşandığına tanık olmadım.
Öylesine olmaması gereken ve söylenmemesi gereken şeyler yapıldı ve söylendi ki, böyle bir seçim süreci hiç bir çağdaş demokrasi de yaşanmaz ve demokratik rejime de yakışmaz.
Seçim sürecine dönelim ve yaşananlarla, konuşulanları hatırlayalım.
“Bu seçim sürecine damgasını vuran nedir?” Sorusuna, çoğu kişi “Şantaj kasetleri” Diye cevabını veriyor.
Evet, şantaj kasetleri ile yapılan belden aşağı siyaset ve bu yolla bir partinin zora sokulması, gerçekten de bu seçim sürecinin akıllarda kalacak bir olayıdır.
Tamamen kişilerin özel yaşamı ile ilgili olan bu olayların MHP’YE yararı mı?, Zararı mı? olduğu, seçim sonuçları ile net bir şekilde ortaya çıkacaktır.
Eğer seçim sonuçlarını etkiler ve MHP barajın altında kalırsa, işte o zaman bu seçim döneminin akıllara çakılacak olayı “Şantaj kasetleri” Olacaktır.
Yok MHP normal oyunu alırsa, bir süre sonra şantaj kasetleri hafızalardan silinecektir.
Ama bana göre bu seçim sürecinin çok daha önemli olayı, “Aşırı kaynak kullanımına bağlı olarak oluşan haksız rekabet” Olmuştur.
Bundan önceki hemen her seçim sürecinde de siyasi iktidarların kamu olanaklarını kendi siyasi çıkarları doğrultusunda kullandığı bilinen bir gerçektir.
Ancak bazı valiler dahil olmal üzere üst düzey kamu yöneticilerinin ve yerel yöneticilerin iktidarın birer siyasetçisi gibi taraf olduğu ve makamlarının tüm olanaklarını iktidar partisinden yana kullandığı görülmemişti.
Bir seçim kampanyasında siyasi partiler arasında böylesine parasal kaynak uçurumu da yaşanmamıştı.
Bunlara ek olarak bir de, Referandum sonrası yargıda yapılan operasyonlar ile yargının da iyice iktidardan yana tavır sergilemesi,
Dinlenme korkusu,
Biraz baskı, biraz da yandaşlık anlayışı ile yazılı ve görsel basının tarafsızlığını yitirmesi,
“Ergenekon tutuklamaları”, toplumu sindirdirmeye yetti.
Böylesine korku dolu ve tedirgin ortam da “Şantaj Kasetlerinin” ortaya sürülmesi çok da şaşırtıcı değildir. Sayın Baykal’a yapılan şantajın üzerine gidilerek çözülmemesi, zaten yeni şantajların da habercisi gibiydi.
Seçim sürecine damgasını vuran bir başka olumsuzlukta, kampanya konuşmalarında ki seviye düşüklüğüydü. Seviye zaman zaman ancak sokak kabadayılarının kullanabileceği seviyeye kadar düştü.
Fakat tüm bunların hepsinden de önemlisi, son günlerde artan seçim sonuçlarına sıçrayabilecek hile ( Şüpheli durum) söylentileridir.
Özellikle de üniversite giriş sınavlarında yaşananlar, bir türlü giderilemeyen şifre şüpheleri,
Kaybolan sınav kağıtları,
ÖSYM Başkanı’nın takındığı umursamaz ve dayatmacı tavır,
Siyasi erkin iddiaların üzerine giderek sorunu aydınlatmaması,
Hükümet sözcülerinin çözümü, “İkna olmakta” Bulması,
En sonunda da bir bakanın TV ekranında, sunucunun sorduğu bir soruya karşılık, “Kendi adamımızı kurban mı edecektik?” Gibi çok manidar bir cevap vermesi ile gözler, bir anda Yüksek Seçim Kurulu’na çevrildi.
Son günlerin en çok yazılan ve sorgulanan konusu da, seçim sonuçları üzerinde internet ortamında etkileme yapılıp yapılamayacağıydı.
Umuyorum, 13 Haziran sabahı uyandığımızda, seçim sonuçları üzerinde hiç kimsenin aklına takılı bir soru kalmaz.
Bunların düşünülüyor ve konuşuluyor olması dahi, bu sürecin demokrasimiz açısından yaşanmış şanssız bir dönem olarak akıllarda kalacaktır.
İşte bu nedenlerle, bence bu seçim sürecine damgasını vuran en önemli iki şeyden ilki, “ ÖLÇÜSÜZ KAYNAK KULLANIMI İLE OLUŞAN HAKSIZ REKABET”,
İkincisi de, “SEÇİM GÜVENLİĞİ VE SEÇİM HİLELERİNİN” Konuşulur hale gelmesidir.
Seçim sonuçlarının ülkemizdeki gerilimi azaltması ve kurumlar arasında ki güven sorununu sonlandırması dileğiyle, iyi haftalar..
10 Haziran 2010
SADİ SUBAŞI