Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Cumhuriyetimize Vurulan Darbe

CUMHURİYETİMİZE VURULAN DARBE

Ülkemiz üst üste gelen terör ve deprem felaketleri ile sarsıldı. Duyguların had safhaya çıkacağı bir bayramın öncesinde gelen şehit haberleri tüm halkımızı derinden sarstı. Otuzu aşkın eve ateş düştü.
Terörün en kalleşçesinin uygulandığı Hakkâri olaylarının şokunu atlatmadan bu kez yine bir Doğu Anadolu ilimiz olan Van ve Erciş’i 7,2 lik deprem vurdu. Bu depremde de şu ana kadar belli olan 575 vatandaşımızı kaybettik. Hakkâri’de şehit olan Mehmetçiklerimizle Van’da kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Tanrı’dan rahmet diliyorum.
Büyük acımızı Ulusça göğüslemeye çalıştığımız ve en çok da morale ihtiyacımız olduğu sırada, bu acının üzerinden başka hesaplar yapılması istismardan başka bir şey değildir.
Çünkü bu acı bahane edilerek Cumhuriyetimizin 88. yıl dönümü törenleri iptal edilmiştir. Özgürlük ve erdem demek olan Cumhuriyetimiz, zaten son yıllarda sağından solundan çekiştirilerek yaralanmıştı. Cumhuriyet’in temel taşlarından olan yargının, Üniversitelerin ve medyanın üzerinde kurulan baskı, bu kurumların güvenirliğini zedelemişti.
Ulusumuzun gurur kaynağı olan Cumhuriyetimizin ilanının 88. yıldönümü anma törenleri, son günlerde yaşadığımız acılar gerekçe gösterilerek iptal edilmiştir. Bu uygulama, Laik ve Çağdaş Hukuk düzenini esas alan Cumhuriyetin erdemine inananların tepkisine neden olmuştur.
Milli bayramlar bir eğlence değildir. Milli bayramlar bir ulusun temelini oluşturan mutlu günlerinin anılmasıdır. O nedenle Cumhuriyet Bayramı resmigeçit törenlerinin iptal edilmesine yaşanan büyük acılar gerekçe olamaz.
Bir hafta sonra bir dini bayram kutlanacaktır. Aynı anlayışla Kurban Bayramı kutlamaları da mı iptal edilecektir?
Oysa asıl eğlence programları ve diziler TV kanallarından kaldırılmış mıdır? Evlilik törenleri ve düğünler de hükümet kararı ile iptal edilmiş midir?
Bu gerekçelerle Cumhuriyetimizin 88. yıl törenlerinin iptali hiç de inandırıcı olmamıştır. Bunun altında yatan asıl neden, Türkiye Cumhuriyeti kavramının Laik ve Çağdaş Hukuk düzenini çağrıştırmasıdır.
Son günlerde gözden kaçan bir konuda yeni kurulan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın aile içi şiddeti önlemek adına Diyanet İşleri Başkanlığı ile yaptığı protokoldür. Aile içi eğitimi amaçlayan bu protokolün Milli Eğitim ve Adalet Bakanlığı yerine Diyanet İşleri Başkanlığı ile yapılması da düşündürücüdür.
Son dokuz yılda bazı güzel şeyler yapılmış olsa da, ulusumuzun benimsediği çağdaş yaşam adına önemli kazanımlarımız aşındırılmıştır.
Bu olayları doğru algılayabilmek için son dönemlerde yakın coğrafyamızda gelişen ve değişen olayları doğru teşhis etmek gerekir.
Örneğin, Libya’da ki Kaddafi’nin dikta rejimi tüm eleştirilecek yönlerine rağmen, laik bir düzen uyguluyordu. Bizimde destek verdiğimiz önemli para yardımları yaptığımız Libya Muhalif Hareketinin mücadeleyi kazanır kazanmaz getirdiği rejimin adı “Şeriat düzenidir”. Suriye’de de benzer sıkıntılar yaşanmaktadır. Olayları bu pencereden değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum.
Sözün özü, bu olayla Ulu Önder Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Laik Çağdaş Cumhuriyetimizin önemsizleştirilmeye ve unutturulmaya çalışıldığı izlenimi güç kazanmaya başlamıştır.
Ama unutulmamalıdır ki, Türkiye Libya değildir. Bu ülkede laik çağdaş yaşamın temelleri sağlam atılmış ve toplumumuz çağdaş yaşamı içselleştirmiştir.
Tüm Halkımızın Cumhuriyet Bayramı ve yaklaşmakta olan Kurban Bayramı kutlu olsun.
İyi haftalar dileğiyle.. 29 Ekim 2011

Ecz. SADİ SUBAŞI