Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Cumhurbaşkanlığı Seçimiyle Ortaya Çıkan Gerçek.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNİN
ORTAYA ÇIKARDIĞI GERÇEKLER..

Son Cumhurbaşkanlığı seçimi Türk siyasetini esir alan bir tavrı artık tartışılmaz bir şekilde ortaya koymuştur.
Altı çizilecek en önemli nokta, bu seçimi kurallarla çerçevesi çizilmiş ve adına demokrasi denen yönetim sisteminin hiçbir kuralına uymamayı benimsemiş bir anlayışın kazanmış olmasıdır.
Seçim öncesi muhalefetin ortak adayı ilgili olarak yapılan eleştiriler, kaybedilen seçim sonrası muhalefet partilerini sarsmaya başlaması doğaldı. Zaten öyle de oldu.
Cumhurbaşkanlığı seçimini kimin kazandığı kadar, kaybedenlerin kaybedişlerinin altında ki sisteme bağlı nedenlerin de irdelenmesi gerekir diye düşünüyorum.
Kanımca son on iki yıldır her seçim sonrası yaşanan siyasi sarsıntıların oluşmasının asıl nedeni irdelenmediği ve doğru tespitler yapılmadığı için muhalefet seri halde seçim yenilgileri yaşamakta veya bir diğer deyimle kuralları hiçe sayan anlayış kazanmaktadır.
Ringe çıkan iki boksörden birisi hiçbir boks kuralına uymadan sürekli belden aşağı vururken hakem bunlara seyirci kalıyorsa, kurallara uyarak dövüşmeye çalışan boksörün kazanma şansı yoktur.
Çünkü asıl sorunun adı konamadığı ve bugünkü kural tanımaz anlayış devam ettiği sürece, bu maçın kazananı her zaman aynı taraf olacaktır.
Türkiye demokrasisi de bu tür bir boks maçına benzemektedir. Üzülerek söylemek gerekirse, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir demokrasi de yoktur. Türkiye’de demokrasi şemsiyesi altında bir başka sistem yaratılmaktadır.
Eğer, bu ülkenin TBMM’ de muhalefet partilerinin hiçbir önerisi ve yasa önergesi dikkate alınmıyorsa,
Eğer, yürütmenin yapacağı hukuksuzlukların denetlenmesi ve engellenmesi için muhalefetin görevlerinden olan “Gen soru önergelerinin” tümü iktidarın sayısal üstünlüğü ile ret ediliyorsa,
Eğer, yazılı ve görsel basın çok yoğun bir şekilde iktidar sözcülerine yer verirken, muhalefetin sesini duyurmakta son derece cimri davranıyorsa,
Eğer, Cumhurbaşkanlığı Makamı iktidarın gölgesinde kalıyorsa,
O ülkede, demokrasilerin iki ayağından birisi olan muhalefet partilerinin gücü ve kadrosu ne kadar iyi olursa olsun, gerekliliği kalmamıştır.
Eğer vatandaşın, siyasi partilerin, kurum ve kuruluşların, görevlerini yasaların verdiği sorumlulukla yerine getiren kamu görevlilerinin haklarını koruyacak hukuk çökmüş ve iktidara bağımlı hale gelmişse,
Eğer, hukuku ayakta tutan yargı organları tartışmalı yasal düzenlemelerle iktidarın kontrolüne sokulmuşsa,
Eğer, Yargı, Yasama ve Yürütme üçlüsünün ilişkilerinde ve kararlarında sorun yaşanıyorsa,
Eğer, hukuk kurumları üzerinde siyasi iradenin vesayeti varsa,
O ülkede, demokrasi rejimi yara almış demektir.
Tüm bunlara ilave olarak,
Yeşil karlı sayısı on milyona ulaşmışsa,
Üretimden kopartılan köylüye ürettiği için değil, ekim yapmadığı için çeşitli isimlerle para verilerek tembelliğe alıştırılmışsa,
İşsizleri iş sahibi yaparak aileleri onurları ile yaşatmak yerine, çocuk, hasta, dul, öğrenci, hasta bakımı denilerek verilen paralarla iktidara bağımlı hale getirilmişse,
Devletin bütün imkânları bir iktidara kanalize edilmişse,
Çeşitli fasıllardan para alan seçmenler, “Çalıyorlar ama bize de veriyorlar. Giderlerse biz bu parayı nereden buluruz” Diyebilecek kadar ekonomik olarak iktidara bağımlı hale getirilmişse,
O ülkede hiçbir seçimde eşit şartlarda seçim yapılamaz.
Böyle bir ülkede de, iktidar partisinin veya onun desteklediği adayın dışında hiçbir partinin veya hiçbir adayının kolay kolay seçim kazanması olası değildir.
Böyle bir ortamda, muhalefet partilerini görevlerini yapmamak veya yanlış adaylarla seçime girmekle suçlamak da insaf ölçülerini aşar.
Yine böyle bir ortamda, seçim ve siyasi partiler kanunu değiştirilmeden, yargı bağımsız hale getirilmeden yapılacak seçimleri kaybetmeye mahkûm olan muhalefet partilerinde, parti içi hesaplaşmaların gündeme gelmesi de kaçınılmazdır.
Bu şartları ortadan kaldırmadan parti kadrolarını yenilemek çok da yararlı olmayacaktır. Ancak bu tespit, başarılı olamayan yönetimlerin gitmesi gerektiği kuralını da ortadan kaldıramaz..
Sonuç olarak söylemek gerekirse, demokrasinin kurallarına uyarak temiz siyaset yapmanın son derece zorlaştığı bir dönemden geçiyoruz.
Muhalefette siyaset yapanlara ve siyaset yapacaklara sabır ve kolaylıklar diliyorum. İyi haftalar..17. 08. 2014
Ecz. SADİ SUBAŞI