TERÖR VE KUTSAL ASKERLİK GÖREVİ
Terörün yarattığı silah pazarının ince hesapları ile yakın zamana kadar terörü besleyen sömürgeci anlayışa sahip devletler, terörün ucu kendilerine dokununca en sıkı önlemleri gündeme getirmeye başladılar. Aslında Amerika’da yaşanan 11-eylül terör eylemi bu ülkelere yapılan en büyük uyarıydı. Ancak bu eylem dahi Amerika’nın “Büyük Orta Doğu Projesi”için bahane olarak kullanıldı. Binlerce masum insanın canına mal olmasına rağmen, bu tavır bir çok kesimi kuşkuya düşürdü ve bu eylemin “Büyük Orta Doğu projesine” zemin hazırlamak için düzenlendiği senaryoları dahi üretildi.
20 yıla yakın bir süredir Ülkemizin güney doğusunda süren ve 30000 sivil ve askerimizin yaşamına son veren ve onbinlerce insanımızın sakat kalmasına neden olan bölücü terör eylemi, kısa bir aradan sonra son aylarda yeniden tırmanmaya başladı. Avrupa Birliğine girebilme çabaları uğruna ve demokratikleşme dayatmaları ile önlemlerin gevşetildiği günümüzde, terör dış güçlerin yeniden düğmeye basması ile hız kazanmış görünüyor. Bu sürecin Irak’ta bir kürt devletinin kuruluşuna gideceğini söyleyenleri bu gün haklı çıkaran gelişmeler artık açık seçik görülüyor. Demokrasi getirme, nükleer ve kimyasal silah fabrikalarını yoketme bahanesi ile Irak’ı işgal eden Amerika, adım adım kürt devletinin kurulmasını gerçekleştiriyor. Başbakan ve dışişleri istediği kadar “hassasiyetlerini” açıklasalarda süper gücün bu tepkilere aldıracağı yok. İşin üzücü yanı, insan gibi yaşamamız için zaten gerekli olan bir sürü yasal düzenleme Avrupa Birliğine girebilme adına gerçekleştirilirken, bir çok düzenlemede Ülkemizin satratejik önemi ile çelişecek ve bu günkü terörün tırmanmasını özendirecek yasalarda yapıldı. Şemdinli’de beş askerimizin şehit edilmesi üzerine, uzun süredir sessiz kalan Genel Kurmay Başkanı dahi sonunda yapılan yasal düzenlemelerden yakınmaya başladı. AB de söz sahibi Ülkelerin son zamanlarda Türkiye’nin AB’ne girmesini engelleyecek sözler sarfetmesi, Türk Ordusunun Avrupa Birliğine giriş sürecinde Türkiye’nin önündeki en büyük engel olduğunu söylemeleri işin asıl yüzünü çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. Amaçlanan, zengin petrol yataklarının bulunduğu bu bölgede güçlü ve söz sahibi bir Türkiye yerine Amerika’nın güdümünde bir kürt devletinin yaratılmasıdır. Zaten ekonomik olarak İMF’e bağımlı hale gelmiş ve çok fazla sesini çıkaramayacak bir Türkiye, birde terör belası ile uğraştırılırsa, bölgede hakimiyet ve sömürü ortamı tam anlamı ile sağlanmış olacaktır. Ne yazık ki bu gerçekleşmştir. Artık herkes bunu görerek hesabını doğru yapmalı , gerçek tabloyu gözardı etmemeli ve ülkemizin savunmasını zaafa uğratmamalıdır.
Uzun süredir benim gibi çok kişiyi rahatsız ettiğini bildiğim askerlik görevi ile ilgili bir konuya değinmek istiyorum. Nasıl bir raslantı ise şehit düşen askerlerimiz çoğunlukla köylerimiz ve kasabalarımızın çocukları. Son 20 yıldır doğu ve güney-doğudaki bölücü terör nedeniyle, aileler çocuklarını kutsal askerlik görevine gönderirken tedirginlik yaşıyorlar. Bu tedirginlik nedeniyle ya askerlik görevini daha sonraki yıllara bırakmanın tüm olanakları kullanılıyor veya yurt dışına eğitime gönderip uzun süre oralarda kalarak paralı askerlik şansı kullanılıyor. Tabii bunları gariban köy çocukları yapamadığı için günü gelince hepsi kutsal vatan görevine gidiyor. Doğal olarakda sıcak çatışmaların olduğu cepheye de bu çocuklarımız en önde gidiyorlar. Bu Ülkede başbakan çocuklarının neredeyse evlerinin yanındaki birliklerde askerlik görevini tamamladığı bilinen bir gerçek. Şimdiye kadar bir milletvekilinin, bir bürokratın, veya nüfuzlu birisinin çocuğunun şehit olduğunu duyan oldumu? Dönem dönem gündeme gelen, para karşılığı askerikten kısa yoldan kurtuluş veya 2-4 aylık askerlik uygulamaları, kutsal askerlik görevi için olması gerekli eşitlik şartlarının ve duygularının yıpranmasına neden oluyor. Stratejik konumumuz askerlik görevinin kutsallığı yanında gerekliliğinide ortaya koymaktadır. Bu konuda yapılacak askerlik süresi ile ilgili düzenlemeler iyi planlanmalı , bir kez yapılmalı ve herkese eşit uygulanmalıdır. Aksi halde şehitlerimize ve ailelerine karşı toplum olarak büyük vebal altında kalırız.
İyi haftalar..07-08-2005
SADİ SUBAŞI