SAMSUNLULAR OLARAK YANLIŞ YAPIYORUZ
Samsun’un son yıllarda özellikle ekonomik yönden uğradığı kayıplar ve Türkiye sıralamasında 30. sıralara düşmesinden, hep son 30 yılda görev alan seçilmiş ve atanmış yöneticileri sorumlu tuttuk. Bundaki gerçek payını yadsıyamayız. Ancak bu çöküşte ve iş sahalarının azalmasında bu kentte yaşayan bizlerin hiç mi payı yoktu? Olaya aşağıdaki şekilde bakarsak, bizlerinde bu kötü gidişe en azından katkıda bulunduğumuzu görebiliriz. Kentli olmanın sorumluluğunu yalnız Samsunlular olarak bizler değil, çoğu metropol kentlerimizin insanlarıda üstlenemedi. Belkide genlerimizdeki bireysellik duygusu nedeniyle ortaklıkları ve devamlılığı sağlayacak uygulamaları yapamıyoruz. Avrupa Birliğine girebilme umutlarını taşıdığımız günümüzde, çoğu Avrupa ülkesinde görülen bir ticari geleneği biz sürdüremiyoruz. Bu ülkelerde işyeri tabelalarında kuruluş yılı olarak 1870,1880,1910 gibi 100 yılı aşkın bir geçmişi görmek mümkünken, bizim Ülkemizde böylesine eski tarihlere dayalı bir müesssese görmeye imkan yoktur. Bu , bireyselliğin hakim olduğu bir yapının sonucudur. Samsun’dada durum ülke genelinden farklı değil. Ortak iş yapabilme ve sermayeyi büyüterek büyük çaplı iş hacmine sahip müesseler oluşturma alışkanlığımız gelişmemiştir. Bunun doğal sonucu olarak ticarete bağlı iş alanları hızla daralmakta ve işyerleri küçülmektedir.
Bu konuda önemli bir yanlış anlayışımıza değinmek istiyorum. Bu söylediğim özellikle işletme sahibi Samsunlularla ilgili. Yeri gelince bende dahil olmak üzere çok kişi, çocuklarımızın üniversite eğitimleri sonrası iş alanı yokluğu nedeniyle Samsun’a dönmediklerinden yakınıyoruz. Bu, son derece doğru ve Samsun’un geleceğini karartan bir olgu. Ancak Samsun’da oturmuş ve kurumsallaşmış işyeri sahibi Samsunluların bundan yakınmaya hakları olamaz. Sabit gelirli Samsunluların çocuklarına eğitimleri sonrası Samsun’da iş bulamaması ve o nedenlede onların büyük kentlerde iş şahibi olmalarına hoşgörü göstermeleri çok doğal. Ancak kurumsallaşmış ve iyi bir gelir getiren işyeri sahiplerinin çocuklarını kendi işlerinin devamını sağlamak üzere yetiştirmemeleri ve özendirmemeleri önemli bir eksikliktir. Bu konumdaki bir çok dostumuzun üniversite eğitimini tamamlayan çocukları, Samsun’a dönmemek adına çok düşük ücretlerle , ve çok ağır iş koşullarında büyük kentlerde yaşam kavgası vermektedirler. Oysa bu şansa sahip aileler küçük yaştan itibaren çocuklarını bu yönde eğitseler ve üniversite eğitimleri sonrası işin içine çekebilseler, inanıyorum ki bu müessseler, donanımlı genç kuşağın yeni bilgileri ve yeni bir vizyonları ile daha da gelişir ve yeni yeni istihdam alanları yaratılır diye düşünüyorum. Bunlar yapılamadığı için başarılı bir çok ticari kuruluş, babanın yaşlanması ile birlikte kapanma noktasına gelmektedir. Bu konuda musevilerin uygulamaları ve başarıları örnek olarak görülebilir. Ne yazık ki bizler bu ticari anlayış ve kültüre sahip değiliz. Sosyal yönden olanakları Samsun’a göre daha kısıtlı bazı kentlerimizde dahi üniversiteyi bitiren gençler kentlerine dönüp ailelerinin sahip olduğu işletmeleri çok daha iyi noktalara taşıyorlar ama Samsunlu gençlerimiz biraz da üç büyük kent tutkusu ile tercihlerini bu kentlerde yaşamak yönünde kullanıyorlar.
Görüldüğü gibi hatayı hep başkasında aramak yerine birazda kendimizi yargılamalıyız. Böylece daha doğru işler yapabileceğimize inanıyorum.
SOSYETE PAZARI UYGULAMALARI HEMEN KALDIRILMALIDIR..
Hangi mantıkla Samsun’a getirildiğini anlamakta sıkıntı çektiğim bu pazarlar, daha da yaygınlaşmadan engellenmelidir. Zaten ekonomik sıkıntı içersinde yaşam kavgası veren işyerlerini yokedecek bu işportacı mantığındaki pazarcıların, Samsun’a girişi tüm olanaklar kullanılarak durdurulmalıdır. Daha düne kadar ‘’Samsun Kent Kurultaylarında’’ merkezleri Samsun dışında bulunan büyük iş yeri ve market zincirlerinin, Samsun kentine zarar verdiğini belirterek destekte gören bir tavır sergileyen meslek odaları, şimdi güçlerini göstermek zorundadır. Üyelerinin haklarını korumakla yükümlü olan ticaret ve esnaf odaları bu uygulamayı sözlü beyanatlarla geçiştiremezler. Samsun’da zaten aynı işlevi yapan Yabancılar Pazarı mevcuttur. Bu pazar eksikliklerini gidererek aynı görevi üstlenebilir. Sosyete pazarı gibi işporta pazarlarında çoğu kez kasa fişi verme alışkanlığı olmadığı bilinmektedir. Buralarda çok büyük vergi kaçakları mevcuttur. Devletten kaçırılan vergiler nedeniyle, bu pazarlar ile rakipleri arasında çok önemli ölçüde haksız bir rekabet ortamı oluşmaktadır. Bu kaçağa Samsun Defterdarlığı seyirci kalamaz. Kentte toplanan vergilerden önemli pay alan belediyelerin , doğrudan kendilerine zarar verecek bu pazarları davet edişlerini ve reklamlarını yapışlarını anlamak gerçekten zor. Samsun’un çıkarlarının korunması konusunda iddiası ve sorumluluğu olan dernek ve odalar siyasi yapıyla ters düşmek gerekse dahi bu yanlışa seyirci kalmamalıdırlar. Bir yandan sokak işgallerinin ve işportacıların yaygınlaşmasını önlemek için çaba harcayan Belediyeler, bir yandan da işportacılığın daha da profosyonel bir şekli olan sosyete pazarlarını teşvik edemezler. Bu yanlıştan dönüleceğini umuyorum. Aksi halde bu kent insanına hizmet veren , vergi vererek ülke ekonomisine katkıda bulunan müessse sahiplerinin ve yabancılar Pazar esnafının en sert şekilde tepki ve eylem koyması kaçınılmaz hale gelecektir.
İyi haftalar dileğiyle..14-AĞUSTOS-2005
SADİ SUBAŞI