Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Samsun Adına Bir Fırsat Daha Kaçıyor… ve Bir Köşe Yazı Değerlendirmesi

SAMSUN ADINA BİR FIRSAT DAHA KAÇIYOR..

Samsun Adliye binası çok eski olmamasına rağmen fiziki olarak yetersiz hale gelmiştir. Mahkeme sayısının çokluğu , duruşma salonlarının yetersizliği ve yeni kurulacak mahkemelerin gündeme gelişi sonucu geçtiğimiz yıllarda Cumhuriyet Başsavcılığı yeni arayışlara girmişti. Bu amaçla da Samsun Adliyesinin hemen yanındaki Yıldız Sinemasının da bulunduğu ada Adalet Bakanlığı tarafından kamulaştırılmıştır. Ancak kamulaştırma tutarı olan 3,5 trilyon TL.( yaklaşık 2 milyon beşyüzbin USD) bir türlü yatırılamamıştır. Geçtiğimiz günlerde bir açıklama yapan Baro Başkanı sayın Av. Ahmet Gürel bir ay içersinde bu para yatılamazsa kamulaştırmanın iptal edileceğini ve Adliye için en uygu yerin elden kaçacağını açıklamıştır.
Bu nasıl sorumsuzluk ve ne insanın içini burkan bir sahipsizliktir? Bu kentte olanları insanın aklı , hayali almıyor. Diğer iller olmayanı yaratıyor, her türlü devlet ve hükümet desteğini sağlıyor, biz ise her zaman olduğu gibi seyirci kalıyoruz. İktidarlar bize gelince ne hikmetse son derece cimri davranıyor. Burayı kamulaştıran Adalet bakanlığı, gerekli ödeneği göndermeyen yine adalet bakanlığı. Bu nasıl iştir ? anlamak imkansız. Bu hükümet çalışmayan mobil santrallara ayda 2 milyon beşyüzbin USD ( yaklaşık 3,5 trilyon ) para ödüyor ama bu kent için çok önemli bir kamulaştırmaya 2 milyon beşyüz bin (yaklaşık 3,5 trilyon ) TL. yi bulamıyor.
Her fırsatta bir şeyin altını çiziyorum. Bu kent iktidara 7 milletvekili, 5 belediye başkanı vermiştir. Bu tercihinin karşılığı bu olamaz. Bu kent bunu haketmiyor. Bunun hiçbir anlaşılabilir gerekçesi olamaz. Samsun’u yönetenler ve temsil eden seçilmişler bu ödeneği bir ay içersinde bulmak zorundadır. Devlet kendi yaptığı kamulaştırmanın parasını bulamayacak kadar güçsüz olamaz. Bu konu çözülemezse kafalarda başka soru işaretleri oluşacaktır.
Bu kamulaştırmanın bozulmasından çıkarı olanlar mı var acaba? Bu iş çok baş ağırtır. Bir an önce yetkililer konuya açıkllık getirmelidir. Gerekirse özel idare kaynakları harekete geçirilmeli ve ekonomik gücü olan sivil toplum kuruluşları ile Halk arasında kampanyalar başlatılmalıdır.
Bu sorunun çözülememesinin ileriye dönük umutları daha da sarsacağını herkes iyi görmeli ve değerlendirmesi- ni ona göre yapmalıdır. Aksi halde bu olumsuzluğun faturası ağır olacaktır..

BİR KÖŞE YAZISI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Geçen Pazartesi köşe yazımda, Halk Gazetesindeki gelişmeleri ve bir Samsunlu olarak duyduğum endişelerimi sizlerle paylaşmıştım. Bu köşe yazım üzerine , yazılarını zevkle okuduğun Takip Gazetesi sahibi ve köşe yazarı Mehmet Yazıcı bir değerlendirme yazısı yazdı. Özet olarak, benim yaklaşımımı emekçiden yana olmamak ve köşemi koruma telaşı olarak yorumluyordu. Aslında yazının çoğu yerinde, beni iyi tanıyan birisi olarak övgüyle söz ediyordu. Sonraki gün kendisini arayarak bazı açıklamalar yaptım. Özellikle “köşemi korumak gibi bir telaşımın olamıyacağını, benim Halk Gazetesinin maaşlı personeli de olmadığımı, amatörce yazı yazdığımı, istifa edenlerin de kadrosu olmadığımı, gazetenin ilkelerinde değişen bir olumsuzluk olmadığı ve talep devam ettiği sürece yazmaya devam etmemin normal karşılanması gerektiğini” kendisine anlattım. Benim amacım ”asıl nedenini bilmediğim bu toplu ayrılmadan duyduğum endişeyi” yansıtmaktı. Korkum, bu ayrılışın yerel basında yeni ayrışma ve bölünmelere yol açabilecek oluşuydu. Yerel basının güçlenmesini en çok isteyenlerden birisi olarak, gerçek nedenlerini hala tam olarak algılayamadığım bu ayrıllığın, hem Halk Gazetesine, hemde sevgili dostum Necdet Uzun’a ve dava arkadaşlarına zarar verme ihtimalinden duyduğum rahatsızlıkla bu yazıyı yazmıştım. Kendisine uzun uzun bumları anlattım. Yazısından kesinlikle bir alınganlığımın olmadığını da üstüne basa, basa yineledim.
Sevgili Yazıcı, ertesi gün bu kez “Tarih Affetmez “ başlığı ile bu konuşmamızı köşesine taşıdı. Kendisi ile konuştuğum konuları özet olarak yazdıktan sonra , bu güne kadar hiç de alışık olmadığım bir şekilde, benim bir Samsunlu olarak sergilediğim tavırları, Samsun adına ortaya koyduğum çabaları büyük bir övgüyle anlatmıştı. Bu güne kadar hiçbir karşılık beklemeksizin Samsunluluk bilinci ve sevdasıyla yaptıklarımı örnekleri ile sunmuştu. Aslında hep doğru olduğuna inandığım için yaptığım çıkış ve ortaya koyduğum tavırlar , zaman zaman çıkarları etkilenen birilerini rahatsız ettiği için, çoğu kez teşekkür yerine tepki almaya alışkınım. Bu övgüler doğrusu beni şaşırttı. Hatta gurumu bile okşadı.
Bu yazılar eleştiri dahi olsa beni mutlu ediyor. Çünkü telefonla veya bizzat gelerek desteklediklerini veya katılmadıkları konuları söyleyen çok sayıda kişi yazılarımın okunuyor olmasının kanıtı. Bu nedenle iyi bir gazeteci ve kalemşör olan sayın Yazıcı’nın da köşe yazısı benim için önemli bir olaydır. Tüm okuyucularıma ve verdikleri desteğe teşekkür ediyorum. Bu destek sürdüğü sürece, Ülkem ve Samsun için inandığım ve doğru bildiğim konuları yazmaya ve etkin tavırlar koymaya devam edeceğim.
İyi haftalar..18-EYLÜL-2005

SADİ SUBAŞI