e-mail. sadisubasi@denizeczaneoptik. com SUNUŞ
ALIŞIR, ALIŞIR DEDİLER.. SONUNDA ALIŞTIRDILAR!
Son günlerde tırmanışa geçen bölücü örgüt terörü öylesine kanıksandı ki, neredeyse her gün birkaç genç fidanımız ya bir pusuda veya kalleş bir mayınla şehit oluyor. Sanki ölen çocuklar bizim çocuklarımız değil. Bu ölüm haberleri gazetelerin bir köşesine sıkışıp kayboluyor. Ateş sadece düştüğü yeri yakıyor. Bu konuda daha önce birkaç yazı yazdığım için aklımda böyle bir yazı yazmak yoktu. Ancak perşembe sabahı Samsun havalimanın da yaşadıklarım beni çok rahatsız etti. Onu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Çarşamba gecesi bir konuğumuz onuruna verilen yemek sırasında duyulan, bölücü terör örgütünün şehit ettiği mehmetçiklerimizden üçünün cenazelerinin sabah Samsun havalimanına getirileceği haberi bir anda herkesin keyfini kaçırdı. Samsun’da ki 4 Rotary Kulüp Başkanı ve bazı üyeleri o yemekte bir aradaydık. O anda karar aldık, bir sivil toplum kuruluşunun üyeleri olarak sabah orada olmalı ve şehitlerimize son görevimizi yerine getirmeliydik. Hemen cep mesaj sistemi ile 4 kulüp ve SAM-SEV üyelerine çağrı yaptık. Sabahın erken saatinde bu çağrıya rağmen bir avuç insan oradaydık. Muhalefet partisinin bir milletvekili , iki siyasi parti il başkanı ile Vali Vekili Sayın Raif Özenen ile bir iki kent yöneticisi dışında kimseler yoktu. Şehitlerimizin memleketlerinden gelen aile fertlerinin isyanı dışında büyük bir sessizlik vardı. Bizlerin huzur içersinde yaşayabilmesi için hayatlarının baharında kendilerini feda eden bu çocuklar bunu hak ediyorlar mıydı? Gözüken o ki , yıllardır süregelen bölücü terör, insanlarımızı adeta alıştırmış ve bu ölümleri kanıksatmıştı. Sanırım bu çocukların bizim çocuklarımız da olabileceğini bir an bile düşünemez hale gelmiştik. Gerçekten çok yazık.
Dikkat ederseniz bu şehitlerin çoğunluğu kırsal kesimin çocukları. Kent merkezlerine çok az şehit cenazesi geliyor. Bunun anlamı, ailelerin çocuklarını vatan görevine eskiden olduğu gibi gönül rahatlığı ile gönderemiyor oluşudur. Olanağı olanlar bir şekilde çocuklarının askerliğini batı bölgelerinde yaptırmaya çalışıyor. Sonuçta doğuya gidenler çoğunlukla kırsal kesimden bu olanaklara sahip olmayan ailelerin çocukları oluyor. Bu güvensiz ortamın doğmasına zemin hazırlayanlar, üzülerek söylemek gerekirse, bu ülkeyi yönetmeye talip olanlardır. Bu toplum yakın geçmişte çocuğuna askerliğini neredeyse evlerinin bitişiğinde yaptıran başbakanlar görmüştür. Doğuda ki ateş hattında askerlik yapan bakan, milletvekili, bürokrat ve zengin çocuğu olmadığı sürece, bu acı yeterince hissedilmeyecek ve düştüğü yeri yakmaya devam edecektir. Bu Ülkeyi yönetmeye talip olanlar, topluma güzel örnekler sergileyemedikleri sürece bazı şeylerin düzeleceğine inanmıyorum. Bu gidiş ülkemizin geleceğini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır.
Yıllar önce bu Ülke de bazı önemli reformlara imza atan siyasetçilerin plansız , programsız ve altyapısız uygulamaları toplumda öylesine onarılmaz yaralar açtı ki, bu gün bunun yozlaşmasını yaşıyoruz. Toplumun tepki koyduğu bazı uygulamalar için o günlerin meşhur tanımlaması, hatırlarsınız “alışırlar, alışırlar “ sözleriydi. Ne yazık ki, toplum gerçekten de bir sürü kural dışı uygulama ve yanlışı kabullenmeye alıştı. 1982 anayasası ile depolitize edilen gençlik, üniversiteler, öğretim üyeleri ve düşün insanları ülkenin geleceği için söz sahibi olmaktan uzaklaştırıldı. Zaten tepkisiz olan toplumumuz iyice sindirildi. Artık, bu ülkeye her türlü dayatmanın kabul ettirilmesi dünden daha kolay hale geldi. Bu çok korkutucu bir gelişmedir. Dış güçler ve içerdeki işbirlikçileri el birliği ile Ülkemizin bütünlüğünü parçalamaya çalışıyor. Dost kimliği altında topraklarımızda ki emellerini gerçekleştirmeye çalışanlara kendi elimizle zemin hazırlıyoruz. Umarım bu aymazlıktan bir an önce kurtuluruz.
Bu Ülkede yaşayan herkesin bunu içine sindirmesi ve huzur içinde yaşamanın yollarını araması kaçınılmazdır. Aksi halde bu halkın bir kez daha kükremesi ve vatan hainlerine gereken dersi vermesi gerekecektir. Bunu yapabilecek gücünün olduğunun en büyük tanığı tarihtir. Bunu hiç kimse denemeye kalkmamalıdır.
Akan kanın durduğu, huzur ve güven ortamının sağlandığı bir Türkiye özlemi ile iyi haftalar..09-04-2006
SADİ SUBAŞI