Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Dostluk ve Dostlar Meclisi

e-mail; sadisubasi@denizecaneoptik. com SUNUŞ

DOSTLUK VE DOSTLAR MECLİSİ.

Dünyamız her şeyin maddi değerlerle ölçüldüğü bir hale geldi. Moral değerlerin büyük çapta anlamını yitirdiği bir zaman diliminde yaşıyoruz. Hele de, metropol kentlerde kardeşin kardeşle zor görüşebildiği bir yaşam cenderesine sıkıştık gidiyoruz. Büyük kentlerde ölümlerden aynı apartmanda oturanların dahi haberi olamayabiliyor. Cenazelerin üç, beş kişi ile kaldırılışı sıkça rastlanan durum haline gelmiş. Metropol kentler dışında yozlaşma çok şükür henüz o seviyelere gelmedi. Oysa insanın insana her zaman ihtiyacı vardır. Bu ise, ancak dostluklarla sağlanabilir. Bana göre dostu olmayan insan her yönü ile fakirleşmiş demektir. Dostluk ölçüleri mutlu ve acılı günlerde çok daha iyi belli oluyor. Tabii bu tarifime riya ve ikiyüzlülüğün sergilendiği, siyasete alet edilen törenler girmiyor.
Bunlar nereden aklıma geldi? Geçen hafta oturduğum apartmandan bir cenaze kaldırdık. Sevgili dostumuz Mahmut Semizoğlu’nun eşini çok zamansız ve çok şanssız bir şekilde kaybettik. Cenazenin beklendiği ilk akşam ve sonrası üç akşam ev almadığı için yüzlerce kişi, apartman önündeki otoparka konulan sandalyelerde bu büyük acıya katıldı. Hem Samsun’da ki, hem de Çarşamba’da ki cenaze törenleri de bir o kadar kalabalıktı. Belki sevgili dostumuz büyük acısı içinde bunları fark edemedi.
Bu cenaze töreni bana dostlukların ne kadar önemli olduğunu ve günümüz de buna ne kadar da ihtiyacımız olduğunu hatırlattı. Dün bayramlaşmak için gittiğimiz Sevgili Semizoğlu dostumuzun evinde bunları yeniden yaşarken bir an da kendimin de çok şanslı olduğunu fark ettim. Neden mi? Beş yıl önce Kurupelit civarında eşimle birlikte geçirdiğimiz trafik kazası sonrası acil serviste yaşadıklarım bir an gözlerimin önünden film şeridi gibi geçti. Nasıl bu kadar çabuk haberdar olup da, acil servisi doldurduklarını o an çözemediğim kadın, erkek onlarca dostumuz beni çok, ama çok duygulandırmıştı. Hatta ölümcül bir durumum olmadığını sandığım acil serviste, köşelere çekilip ağlayan arkadaşlarımızın eşlerinin ve benim ellerimi tutan arkadaşlarımın dostluğunu yaşamım boyunca unutmayacağım. O günleri hatırlayınca, bunları sizlerle paylaşmak ve bana bu ortamı sağlayan dostluk gruplarının önemini anlatmak istedim.
Dost gruplarının, insanlara nasıl bir moral gücü ve destek verdiğini, daha sonra başka dostlarımın iyi ve kötü günlerinde de yaşadım. O gün o kadar çok dostumun başımda buluşması dostluğumuzun gücü kadar, çok da iyi koordine olmamızdan kaynaklanıyordu. İçinde olmaktan kendimi çok şanslı saydığım iyi koordine olmuş üç dost grubumuz var. Birisi eczacı dostlarımızın oluşturduğu gece gündüz ailece görüştüğümüz meslektaş grubumuz, ikincisi çok kişinin yanlış saplantılarla doğru algılayamadığı rotaryen grubumuz, üçüncüsü ise eşsiz katılarak oluşturduğuz Çarşamba Grubumuz. Her üçünün de ortak noktası katıksız ve karşılıksız verilen dostluklar ve haberleşme teknolojisinin ( SMS ) sağladığı mesaj zinciri.
Şimdi sizlere Samsun’da çok kişinin tanıdığı isimlerden oluşan Çarşamba Grubumuzdan bahsetmek istiyorum. Biliyorum ki, Samsun’da bu tür gruplardan başkaları da var. İnanıyorum ki, bu tür birlikteliklerin daha da artması, toplumumuz da son yıllarda artan sevgisizliklerin de en güzel ilacı olacaktır. Gelelim Çarşamba grubumuzun tanıtımına; Abit Beşer, Ahmet Gürel, Aybars Turan, Aziz Atik, Burhan Erdoğan, Hayri Şallı ( B. Otel eski genel md.), Hüsnü kaya, İhsan Öge, Kayhan Tuncay, Kemal Karacan, Kenan Özyılmaz, Mahir Uzdil, Mehmet Özkan, Mete Berk, Murat Mallı, Mustafa Alemdaroğlu, Naci Şen, Sadi Subaşı, Süleyman Çelik, Tevfik Sönmez, Yalçın Karagöz, Yalçın Yanar, Yaşar Güngörsün, Yılmaz Kefeli, Yücel Tanyeri. İsimlere baktığınız da göreceğiniz gibi grubumuz her meslek ve değişik görüşe sahip insanlardan oluşuyor. Grupta bir Yargıtay Daire Başkanı, üç profesör, Baro Başkanı, Bölge İdaresi Başkanı, iki genel müdür, 5 doktor, 1 diş tabibi, bir eczacı, bir fabrikatör, birisi aynı zamanda hacı olan 9 da işadamı bulunuyor. Bu gruptan bazı dostlarımız görevi gereği Samsun dışında bulunuyorlar, ancak Samsun’a gelişlerini dahi Çarşamba gününe denk getirip, yemekli toplantımıza mutlaka katılıyorlar. 20 yıla yaklaşan bir süredir bayram tatilleri hariç, her Çarşamba günü aksatılmadan süren bu toplantılarımıza, ortalama 15 ile 20 civarına sürekli katılım oluyor. Toplantıların amacı, iş yaşamının sıkıntı ve yorgunluğunu atmak. Günlük yaşamlarında son derece ciddi olan bizler, bu toplantıların bir kuralı olarak iş konuşmuyor, fıkralarla, esprilerle dolu, dolu bir akşam yaşıyoruz. Grubun yapıştırıcı ve toparlayıcı lideri ( koçu ), espiri ve fıkra ustası Mahir. Nerede toplanacağımız sabahtan SMS ile herkese iletiliyor. Ara sıra hanımları da unutmuyor ve bu toplantıları eşli yapıyoruz. Ama, o akşamlar bizlerin ciddi ve uslu, uslu oturma zorunluluğu, alışılagelmiş Çarşamba Grubuna çok da yakışmıyor. Zaman, zaman misafir de götürüyor ve hoşuna giden ve devam kuralına uyanları da gruba alıyoruz. Bu gecelerin bir başka güzelliği de sesi çok güzel olan Sevgili Ahmet Gürel’in söylediği Türk Sanat Müziği parçaları ve Rumelili olan dostumuz Mehmet Özkan’ın yanık, yanık söylediği Rumeli Türküleri. Arada bir de vatanı kurtarmıyor değiliz. Ama aynı görüşleri paylaşmamıza rağmen Sevgili Aybars ile ben dahi aramız da anlaşamadığımız için, koç müdahale ederek, bir fıkra patlatıyor bizleri yeniden sahaya çekiyor. Dışarıdan birisi bizi izlese, sanıyorum “ bunlar işinin başında gördüğümüz ciddi insanlar mı? “ diye şaşıracaktır. İyi günlerimiz de, kötü günlerimiz de hep yan yanayız. Kış aylarında ailece yapılan kaplıca ve çevre gezileri bir başka güzellik. Biliyorum ki, bu gruptan herkes Çarşambayı iple çekiyor.
Bunları şunun için anlattım. Dostlukların böylesine çıkara dayalı olmaması, nasıl da çeyrek asra dayanan güzel bir birliktelik sağlıyor görüyorsunuz. Bu tür sıkı dostluk meclisleri çoğaldıkça, toplumda ki anlaşmazlıkların da azalacağına inanıyorum. Ne mutlu dostu çok olana.. Ne kadar da yazık, dostu olmayana ve dostunun kıymetini bilmeyene.. Dost olun, dostlukla ve sağlıcakla kalın. İyi haftalar..
25- EKİM- 2006

SADİ SUBAŞI