e-mail: sadisubasi@denizeczaneoptik. com SAMSUN
UTANÇ VERİCİ SAPKINLIKLAR VE YASALARIMIZ..
Son yıllarda yaşadığımız ve medya da hemen her gün bir yenisine tanık olduğumuz iğrenç olaylar, insanı insanlığından tiksindirecek boyutlara ulaştı. Hemen her dönem de ve her ülkede münferit olarak da olsa rastlanabilecek olan bu tür olaylar, son yıllarda Türkiye’de öylesine yoğunlaştı ve boyutları öylesine değişti ki, gazetelere bakmaya korkar hale geldik. Bir de bunların medyaya yansıyanlar olduğunu düşünürsek, utanç nedeniyle gizli kalanların boyutlarını düşünmek bile istemiyorum.
Aile içi tecavüzler, kız erkek demeden küçük yaştaki çocuklara yapılan cinsel saldırılar, küçük yaştaki kız çocuklarını seks kölesi yapmak için kandırılıp, tecavüz edilip başka erkeklere pazarlanması artık sık rastlanan adi olaylar haline geldi. Bu pis işlerde eşlerine kadınların da yardım ettiği olaylar insanın kanını kurutuyor. Bu olaylarda ezilen ve zarar gören taraf genelde kadınlar ve çocuklardır. Üzülerek söylemek gerekirse, ülkemiz özellikle kadınların ve çocukların yaşam şartları açısından gittikçe güvensiz hale geliyor. Kapkaç olaylarının da hedefi genellikle onlar. Giyim mağazalarının soyunma kabinlerinde gizli kamera tehlikesi onlar için geçerli. Güvenip birlikte oldukları erkekler tarafından gizli kameraya alınıp internette pazarlananlar da onlar. Olayların boyutları her geçen gün iğrençleşerek büyüyor. Geçtiğimiz günlerde kamuoyunun da nefretini kazanan 17 aylık bebeğe tecavüz edilmesi ve bu olaya annenin en azından seyirci kalması, bir erkek olarak midemi bulandırdı. Bunu hayvanlar bile yapmıyor. Dişi bir kedi yavrularını korumak iç güdüsü ile gücü yetmeyecek büyük bir köpeğe panter gibi saldırabiliyor. Bu olaylar aklın alacağı sıradan olaylar değil. Ne oluyor? Nereye gidiyoruz? Toplum birliğimiz, aile kutsallığımız çatırdıyor. Töre cinayetlerini kaldıramadığımız bir ortamda artan bu sapkınlıklar toplumda derin yaralar açmaya ve insanları güvensiz bir ortama sürüklemeye başladı. Okullarda yaşananlar ve sokak olayları ailelerin çocukları için duyduğu endişeleri artırıyor.
Yasalar caydırıcı olamıyor. Türk Ceza Kanununun AB uyum yasaları çerçevesinde yeniden düzenlenmesi, polisin yetkilerinin insan haklarını korumak adına azaltılması, neredeyse yasaları zarar gören vatandaştan çok adeta suçluları korur hale getirmiştir. AB nin çağdaş ve daha özgür bir yaşam için hedef oluşu doğru. Ancak insanın insana saygı kurallarının tam yarleşmediği ve o kültüre henüz ulaşmamış toplumumuzda böylesine AB standartlarında bir ceza kanunu ne kadar yarar sağlayacaktır merak ediyorum?
Güçlü olana yasaların işlemediği, bizleri yönetmeye talip olanların dahi yasaları nasıl kendilerine göre nasıl yamulttukları her gün gazete haberlerinde yer alıyor. Siyasilere ait suç olaylarında görevi gereği yasaları tam uygulayan güvenlik görevlilerinin, hatta bu tür davalarda karar veren hakimlerin en azından görev yerlerinin değiştirildiği bir ortamda bu olaylar nasıl çözülecek anlamak zor.
Siyasi çıkarlar uğruna, ikide birde çıkartılan af yasaları suçlulara prim vermektedir. Belden aşağı yaralamalar da tutuklama yapılmadığı, hırsızlık olaylarına karışanlar tutuksuz yargılanmak üzere yeni suçlar için sokağa bırakıldığı, cinayetten hüküm giyenlerin dahi yeni ceza kanunun hükümleri ve bulunan bir sürü hafifletici nedenle en çok 4-5 yıl yattığı bir ülkede, namuslu ve yasalara saygılı insanları nasıl koruyacaksınız?
17 aylık yavruya cinsel saldırıda bulunacak kadar gözü dönmüş sapıklara ne hakla yaşama hakkı vereceksiniz? Alacağı ceza ne olursa olsun 3-5 sene sonra aramıza karışacağından eminim. Çeşitli aflarla sokağa salınan bu ve bunun benzeri bir sürü canavar aramızda dolaşıyor. Suç işleyenlerin çoğu af yasaları ile sokağa salınanlar değimli? Mevcut yasalarımızla bu tür ıslahı mümkün olmayan sapıkları içeride tutmaya gücümüz yetmiyor. Hiçbir zaman ve hiçbir şekilde Tanrı’nın verdiği canın yok edilmesini kabul edemiyorum. Ama henüz yeterli caydırıcı alt yapıyı yapamamış bizim gibi ülkelerde, bu canavarları içerde tutamıyorsanız çocuklarımızı nasıl sokağa salacağız? Çağdaşlığı kimselere bırakmayan, dünyaya demokrasi dersi veren ve bu uğurda ülkeleri istila edip masum insanları öldürebilen Amerika, kendi topraklarında bu tür sapıklıkları en ağır şekilde cezalandırıp, suçluları gaz odalarına yolluyor. Bu ülkede idam kaldırılsın diye kimse ayağa kalkmıyor. Hiçbir Avrupa devleti Amerika’ya bize yapıldığı gibi bir dayatma yapmıyor. İnsanın aklına ister istemez, “idam cezalarını kaldırmakta acaba erken mi davrandık? “ sorusu geliyor.
Silah satışlarının özendirildiği, eline silah alanın kafası bozulanı çoluk çocuk demeden katledebildiği, namussuzun namusluya hakim olmaya başladığı, toplumu yönetmeye soyunanların işlediği suçlardan yargılanamadığı, son yıllarda oluşan ve adeta yeni bir af şekli haline gelen “zaman aşımı” denen olayların yaygınlaştığı bir toplumda güven duygusu kalır mı? Bu gidiş beni ürkütüyor? Sizce, bu yaşadıklarımız normal mi? Bir Avrupa ülkesinde bunlara izin verilir mi? Bu kafa ve bu aymazlıkla bizi AB alacaklarına siz inanıyor musunuz? Onların yıllar içinde oturttuğu kurallara uyacağız diye, aceleye getirerek değiştirdiğimiz yasalarla bizi biz yapan , aile kültürümüzden gelen ve bizi ayakta tutan kuralları da yok ederek mi gireceğiz AB ne?
Gelinen bu nokta da, bizi yönetmeye talip olanların birbirleriyle sürtüşerek zaman kaybedeceklerine, bir araya gelip bu ülkenin çıkarlarını her şeyin üzerinde tutarak çözüm aramalarını dilemekten başka çaremiz de yok sanıyorum. Daha güvenli bir ortamda yaşamak dileğiyle..
19-KASIM-2006
SADİ SUBAŞI