Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Samsun Kan Kaybetmeye Devam Ediyor.

SAMSUN KAN KAYBETMEYE DEVAM EDİYOR..

Samsun kan kaybetmeye devam ederken bu kent adına sorumluluk alanlar ya susuyor, ya da bu konuları Samsunluluk bilinci gündeme taşıyan sivil toplum kuruluşlarını suçlayarak hedef şaşırtmaya devam ediyor. Birkaç kez bu konuda köşe yazısı yazdım. Katıldığım panel ve forumlarda bu yönde söylemlerim oldu. Ben veya benim gibi konuşma cesaretini gösteren birkaç sivil toplum kuruluş yöneticisinin çabaları da ne yazık ki, bu kentte sorumluluğu olanlarca destek bulmuyor. İyi bir Samsunluluk bilinci ile yapılan eleştiriler ve bir şeyler yapılabilsin çabaları dahi siyasetçilerimiz ile sisteme biat etmiş yerel yöneticiler tarafından kendilerine karşı muhalefet olarak algılanıyor. İyi ki güçlü bir yerel basınımız var. Çünkü bu konularda en büyük destek yerel basınımızdan geliyor.
Sorumluluk taşıyan yerel yöneticilerin ve bazı sivil toplum kuruluşlarının bir takım güç odaklarını rahatsız etmemek ve onlarla ilişkilerini bozmamak adına uykuya yattığı Samsun’da, en azından basınımızın bir kısmının ve köşe yazarlarının Samsunluluk bilinci ile ortaya koyduğu tavır umut vericidir. Ancak basınımızın bir kısmının ve bazı köşe yazarlarının takındığı şu tavırı da anlamakta sıkıntı çekiyorum. Bu kent adına siyasi sorumluluk üstlenenlerin Samsunlunun haklarını bugüne kadar yeterince koruyamadıkları genel bir kanı iken, bazı köşe yazarlarımızın onların sorumluluğuna sivil toplum kuruluşlarını da ortak etme çabalarını yadırgıyorum.
Samsun altımızdan kayıp giderken devir, birileri üzülmesin diye tavır sergilememe zamanı değildir. Bu en azından Samsunculuk bilinci ile bağdaşmaz. Elektrik Mühendisleri Odasının geçtiğimiz günlerde düzenlediği Karadeniz Bölgesi Enerji Forumu çerçevesinde benim yönettiğim “ Mobil Santraller” konulu panelde söylediğim bir sözü tekrarlamak istiyorum. Samsun Halkı’nın yasal çıkarlarının korunmasının söz konusu olduğu yerde, bu kent için görev yapan hiç kimsenin ve hiçbir kuruluşun tarafsız olmak gibi bir lüksü olamaz, olmamalıdır. Buna yerel basınımız da dâhildir.
Son dönemlerde moda olan bir başka söylem de, Sivil toplum kuruluşlarının tavrı bahane edilerek Samsun’a yatırım yapanların huzursuz edildiği şeklindeki yorumlardır. Bu yoruma şiddetle itiraz ediyorum. Biraz insaflı olmak lazım. Eğer amaç, ayakta kalabilen birkaç sivil toplum kuruluşunu da sindirmekse söyleyecek sözüm yok. Bu tür görüşleri gündeme taşıyarak kafaların karıştırılması Samsunluluk ruhu ile bağdaşamaz. Böyle düşünenler lütfen şu sorularıma cevap versinler.
Türkiye’nin en verimli ovasını kısa vadede olmasa bile, uzun bir zaman sürecinde bitireceği, toprak ve canlı sağlığına onarılmaz zararlar vereceği bilimsel olarak ve mahkeme kararı ile kesin olarak belirlenmiş, hiçbir kentimiz tarafından kabul edilmeyen, günde 1000 ton 6 no’lu fuel oil yakan “ MOBİL SANTRALLER” Samsun’a nasıl layık görülmüştür? Bu santraller mi Samsun’un yatırım açlığını giderecektir?
Taşıdığı asbest nedeniyle kanser riski taşıdığı için Avrupa ülkelerinin üçüncü dünya ülkelerine postaladığı eski gemi sökümlerinin yapılacağı tesis mi Samsun’un istihdam sorununu çözecek ve yararına olacak bir yatırımdır?
Yatağan’da ki ve İzmit körfezinde ki Dilovası’nda yaşana doğa ve çevre felaketlerini göre göre Çarşamba Ovasına kurulması kararlaştırılan üç adet termik santral mi Samsun’un yararına yatırımlardır?
Samsun’a yapılması gündeme gelen bunların dışında bir güzel yatırım hatırlayan var mı?
Sivil toplum kuruluşları bunlara karşı çıktıkları için mi, “yatırımcıların önünü kesiyorlar” suçlamasını hak ediyorlar?
Sivil toplum kuruluşlarını işine gelmeyince iş yapmamakla suçlayan,
işine gelince destek vermeye çağıran bir anlayışın insafla bağdaşır tarafı
var mıdır? Sayısı azda olsa sesi çıkan tek kuruluş onlar değil midir?
Onların da susturulması kimin işine yarayacaktır?
Sivil toplum kuruluşları denetim görevi yapar ve toplumun çıkarları doğrultusunda proje üretirler. Yanlışlıklara halk adına tavır koyar ve gündem oluştururlar. STK’lar da Samsun’da bunu yapmaktadır. Örnek olarak beş yıldır gündem de olan MOBİL SANTRALLER konusunda sivil toplum kuruluşlarının sürdürdüğü hukuk mücadelesi gösterilebilir. Ne yazık ki, bu konuda kazanılan hukuki sonuç dahi ilgili bakanlıkça hiçe sayılmıştır.
Sivil Toplum Kuruluşlarının oluşturduğu “Çevre birlikteliği” adına Samsun Barosu'nun başvurusu üzerine, Mobil Santraller konusunda Ankara 10 no'lu İdare Mahkemesi, "Kamu yararının bulunmadığı ve toplum sağlığına sonradan giderilmesi mümkün olmayacak zararlar verebileceği" kararını almış ve santrallerin sözleşmesini iptal etmiştir. İlgili firmaların Danıştay'da yaptıkları temyiz talepleri de Danıştay’ın 10. Dairesince reddedilerek Ankara 10 no'lu İdare Mahkeme’sinin kararı onanmıştır. Bunun üzerine, Santrallerin çalışmadığı sırada ilgili yapımcı firmalara ödenen paraların geri alınarak sorumluları hakkında dava açılması talebi ile yaptığımız başvurumuz üzerine Yargıtay Baş Savcılığı soruşturma açmıştır. Ancak Enerji Bakanı
EÜAŞ sorumlularının yargılanmasına onay vermemiştir Şimdi de Enerji Bakanı kapı gibi mahkeme ve Danıştay kararını hiçe sayarak santrallere çalışma talimatı verebiliyor. Tekkeköy Mitinginde herkesten çok ağır sözler sarf eden bir milletvekilimiz, şimdi bu santralleri gezerek onların verdiği bilgilerle santralleri aklıyor. STK'ların bir kez dahi gelip santralleri gezmediklerini söyleyerek gelip gezmeye çağırıyor. Yanlış bilgilendirme sonucu olsa gerek, onların avukatlığına soyunabiliyor. Oysa TBMM MOBİL SANTRALLERİ ARAŞTIRMA KOMİSYONU’NUN Samsun’da yaptığı toplantı sonrası, komisyon üyeleri ile birlikte sivil toplum kuruluşlarının başkan ve üyeleri de santralleri gezmiş ve gerekli bilgileri almışlardır.
Bu kadar ciddi bir çalışmadan sonra, birileri çıkıp da hala bu kentte neden işler iyi gitmiyor diye soruyor ve sorumlu arıyorsa söylenecek söz olamaz.
Sivil toplum kuruluşlarının bu konularda verdiği mücadeleyi desteklemek yerine, onlara hakaret edebilen milletvekilleri varken sivil toplum kuruluşları daha ne yapabilir ki?
Bu kentte bu olaylara neden olan siyasetçiler ile siyasi beklentiler uğruna bu kentin önünü açacak teşvik kapsamı dışı bırakılmasına dahi göz yuman sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerine tek bir şeyin söylenemediği ortamda herkesin kendi özeleştirisini yapması gerekir diye düşünüyorum. Bu kentin sorunlarının tartışılabildiği, milletvekillerimiz ile yerel yöneticiler ve sivil toplum kuruluşlarının katıldığı “SAMSUN KENT KURULTAYLARI” sabote edilirken ve bu konuda SAM-SEV’in yaptığı ve çok tartışılması gereken basın açıklaması sonrası dahi sessiz kalmayı tercih edenlerin bugün söyleyecek sözleri olamaz.
Bu kentte yaşamayı sürdüreceksek bu kente sahip çıkmak hepimizin görevidir. Bu kente yakışacak yatırımların getirilmesi için başta siyasilerimiz olmak üzere tüm kurum ve kuruluşların birlikte çalışması kaçınılmazdır. Birinin diğerini dışlamak veya küsmek gibi bir lüksü olamaz. İyi haftalar.. 23 Eylül 2007
SADİ SUBAŞI