MÜJDE! MOBİL SANTRALLER İKİZ DOĞURDU…
Bu kentte ne zaman güzel şeyler olacağı en yetkili ağızlardan açıklansa, Samsunlunun başına bir bomba düşüyor. Bizi temsil etsin ve haklarımızı savunsun diye meclise gönderdiğimiz bir vekilimizin, “Samsun’un üzerinde ki ölü toprağını kaldırdık!” diye verdiği beyanatın üzerinden bir hafta geçmeden bomba haber patladı. Bir yerel gazetenin iç sayfalarına sıkıştırılmış küçük bir ilan, tartışmalı ve yasal dayanağını kaybetmiş Mobil Santrallerin Çarşamba Ovası için felaket olacak iki tanede Termik Santral doğurduğunu duyuruyordu. Herhalde Samsunlu biraz da termik santrallerden üzerine yağacak ölüm külleri ile uğraşsın isteniyordu.
Hukuksal alanda mahkûm edilmesine ve Danıştay’ca da onaylanan kararla, hukuki dayanağını kaybetmesine rağmen, bakan talimatı ile anayasal suç işlenerek çalışmaya başlayan Mobil Santrallerden kurtulamadan, ilana göre Mobil Santrallerin hemen yanı başına, aynı firma tarafından her biri 600 MW olan ve kömürle çalışacak iki Termik Santral daha yapılacaktır. Her türlü işlem bitirilmiş, santrallerin arsası aynı firmanın iki kuruluşu arasında al gülüm, ver gülüm anlayışı ile kiralanmıştır. ÇED raporu alabilmek için gerekli bir işlemi tamamlamak üzere yöre halkını bilgilendirmek amacıyla 27 Kasım 2007 Salı günü Tekkeköy’de ki Çavuşoğlu Otelde bir toplantı düzenlenmiş ve o nedenle bu zorunlu ilan verilmiştir.
Ne zaman Samsunludan kaçırılırcasına bir tesis yapılmaya çalışılıyorsa, biliniz ki bu tesis defoludur ve tepki göreceği bilinmektedir. Ne olur bir kerede Samsun’a davul zurna ile karşılayacağımız bir yatırım getirin. Olmaz, temiz yatırımları başka kentlere yaparken, ne kadar pis ve sorunlu tesis varsa onları da Samsun’a kakalayacaksınız. Temiz enerji yatırımı rüzgâr santrallerini enerji bakanın memleketi Ordu’ya planlayacaksınız, hiçbir ilin sınırlarından içeri sokmadığı doğa ve canlı düşmanı mobil ve termik santralleri Samsun’a konuşlandıracaksınız, sonra da karşı çıkan Samsunluları sanayi düşmanı olarak ilan edeceksiniz. Bunun adı Samsun’u ve Samsunluyu enayi yerine koymaktır. Nasıl olsa Samsun yatırıma aç ve yatırım diye bağırıyor, alın size iki tane nur topu gibi termik santral.
NEDİR BU TERMİK SANTRAL?
Çarşamba Ovasına bu tür santraller yapılacağı söylentilerinin çıktığı bir ay öncesinden başlayarak geniş bir araştırmaya giriştim. Yıllardır basından izlediğimiz ve yöresine kan kusturan, Muğla’nın Yatağan İlçesinde ki YATAĞAN TERMİK SANTRALİ ve Kahramanmaraş’ın Afşin ile Elbistan ilçeleri arasında ki AFŞİN-ELBİSTAN TERMİK SANTRALLERİ ile ilgili bilgi topladım. Yatağan Termik santrali için Muğla Üniversitesince hazırlanmış üç adet rapor- kitap ile Kahramanmaraş Ticaret Odası Başkan yardımcısından aldığım bilgileri, internetten indirdiğim çeşitli araştırma sonuçları ve resimlerle birlikte incelediğimde bizi ve yöre halkını bekleyen korkunç bir tabloyla karşılaştım. Termik santrallerin en çok kirlilik ve sağlık sorunu yaratanı kömürle çalışan modelleriymiş. Bu bilgilerin aktarılması bu sütunlara sığacak gibi değil. Ama bazılarını sizlerle de paylaşmak istiyorum.
Muğla Üniversitesi Öğretim üyesi Yrd. Doç. Muammer Tuna’nın araştırmasından aldığım bazı alıntılar;
Aslında bir tarım alanı olan Yatağan yöresinde bu santralin çalışması ile birlikte bacasından savrulan kükürt dioksitin ve nitrojen oksidin iklimsel olaylarla nemle birleşerek yakıcı asitlere dönüşüp asit yağmuru olarak yeryüzüne inmesi ile yörede ki bitki örtüsü yok olmuş, insanlarda solunum yolu hastalıklarına yol açmıştır. Doğal denge ve doğa ile insan arasındaki ilişkinin bozulduğu ve yörenin derinliğine etkilendiği görülmüştür.
Fosil atıklar içersinde kansorejen etkili Radon ve Uranyum gibi radyoaktif maddeler bulunmaktadır.
Bu santraller yoğunlaştırıcılarda kullandığı suyu ( deniz veya ırmak ) 7 ile 10 derecede ısınmış olarak geri verir. Gerek suyun çekilişi ve gerekse ısınmış suyun geriye verilmesi ciddi çevresel sorunlar yaratmakta, ortamın ısı dengesini bozduğu için sudaki canlı yaşamını olumsuz etkilemektedir.
Son yıllarda kamuoyu baskısı ile desülfürizasyon filtresi takılmasına rağmen kaygılar giderilememiştir.
Kömüre bağlı kirliliği azaltmak üzere Yatağan’da evlerde ısınma amaçlı kömür yakımı yasaklanmış, ama tüm Yatağanlıların bir yılda yaktığı kömürü bu santral bir günde yaktığı için sonuca hiçbir katkısı olmamıştır.
Raporun sonunda, “ çevreden toplanan örnekler Ege Üniversitesi Fen fakültesi Kimya Bölümü’nde ve Nükleer araştırma Enstititüsü’nde incelenmiş ve sonuçta elde edilen veriler santralin verdiği zararların yararlarını çoktan aştığını göstermektedir” denmektedir.
Yörede ki kanser vakaları da önceki yıllara göre % 300 oranında artış göstermektedir.
Yine Muğla Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. A. Levent Tuna’nın 2005 yılında yaptığı araştırmanın bir yerinde, “çevredeki yeraltı ve yerüstü su kaynakları ile barajlarda yapılan bir çalışma da sularda rastlanan kalsiyum, kadmiyum, kurşun, antimuan ve kükürt metallerinin miktarlarının Türkiye, EPA ve WHO ( dünya sağlık teşkilatı) tarafından belirlenen normların üzerinde olduğu görülmüştür.” Denmektedir. Bu, kanserojen etkili ağır metallerin sulara karıştığını göstermektedir.
Aynı araştırmacı, santralin çalışmaya başlaması ile birlikte o yörede yoğun olarak bulunan kızılçam ormanının 35800 hektarının tahrip olduğunu ve yaklaşık 100.000 metreküp ağacın kesilmek zorunda kalındığını bildirmiştir.
Aynı Üniversitenin bir başka öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Tayfun Büke, santralden çıkan kül örnekleri üzerinde çalışmıştır. Araştırmaya göre uçucu ve dip kül örneklerinde rastlanan radyoaktif maddeler, santral bacalarından atmosferde yayılarak yörede ki 44037 nüfuslu Yatağan ile 107108 nüfuslu Milas ilçelerinde yaşayan halk üzerinde radyoaktif (kansorejen ) riskler yaratmaktadır.
Bundan bir ay kadar önce NTV’nin Kahramanmaraş’tan yaptığı canlı yayında konuşan Ticaret Odası Başkanı da, yukarıda ki bilgileri doğrulayacak şekilde Afşin-Elbistan termik Santralinin çevreyi tamamen öldürdüğünü ve arazilerinde ot dahi yeşermediğini söylerken yöre halkının çok ciddi sağlık sorunları yaşadığını vurguluyordu.
20 Kasım 2007 tarihli Hürriyet gazetesin de çıkan bir haberde, Yatağan’a ikinci termik santralin yapılmak istendiğini ve yöre halkını temsilen Muhtar Ramazan Kurt’un isyanı anlatılıyordu. Muhtar, birinci santralin yörede ki hayatı kâbusa çevirdiğini, kanser ve solunum yolu hastalıkları sonucu her evden cenazeler çıktığını, ikinci santralin mezarları olacağını söylüyordu.
Her iki santralle ilgili resimlere bakınca her şey apaçık görülüyor. Hele bir orman görüntüsü var ki, bakarken insanın içi sızlıyor.
Son gelişmeler üzerine Samsun Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Çevre Birlikteliği yöre halkını bilgilendirmek üzere, 26 Kasım Pazartesi günü ( bugün) saat 14.00 de Kutlukent Belediyesine ait Kültür Merkezinde bir toplantı düzenlemiştir. Kısa bir süre sonra Yeşilırmak kıyısına 4 tane daha termik santralin kurulacağı duyumlarını da göz önüne alarak, yöre halkını hangi tehlikelerin beklediği bu toplantıda görüntüler eşliğinde anlatılacaktır.
Dünyanın gelecek 50 yılda en çok ihtiyaç duyacağı iki şey su ve gıda maddesidir. Bir ova binlerce yılda oluşuyor. Ve siz bu ülkeyi yöneten gözü kararmış siyasiler, kalkıyorsunuz gelecekte Türkiye’nin en önemli gıda ambarı olabilecek en verimli ovasını, Yatağan ve Afşin-Elbistan santrallerinin yok ettiği çevreye benzetmeye çalışıyorsunuz.
BU BİLGİLER IŞIĞINDA SORUYORUM. NEDEN SAMSUN? NEDEN ÇARŞAMBA OVASI?
BU OVAYA TRİLYONLAR YATIRIP SULAMA PROJERİ YAPAN BU ÜLKEYİ YÖNETENLER DEĞİL MİYDİ?
EĞER BU OVAYI VE SAMSUN’U GÖZDEN ÇIKARDIYSANIZ VE TÜRKİYE’NİN PİS YATIRIMLARI İÇİN PİLOT BÖLGE OLARAK BELİRLEDİYSENİZ, ÇIKIP BUNU HALKA AÇIKLAYINIZ.
SAMSUN BU CEZAYI HAKETMEK İÇİN NE YAPTI?
BU ÜLKEYİ YÖNETENLER SAMSUNLUYA BU SORULARIN CEVABINI VERMEK ZORUNDADIRLAR.
EĞER BU KENT NASIL OLSA SUSUYOR VE HER ŞEYİ SİNEYE ÇEKİYOR DEYİP DE, HİÇ BİR İLİN KABUL ETMEDİĞİ TÜM KİRLİ İŞLERİ SAMSUN’A LAYIK GÖRÜYORSANIZ, BÜYÜK BİR YANILGIYA DÜŞÜYORSUNUZ.
BU KENTİ YÖNETENLERE, ANKARA’DA TEMSİL EDENLERE SORUYORUM. NEDEN BU KENTE VE SAMSUNLUYA SAHİP ÇIKMIYORSUNUZ? NEDEN SUSUYORSUNUZ? EĞER BU KENTİN İNSANI İÇİN GÖREV YAPIYORSANIZ BU SORULARIN CEVABINI VERMEK ZORUNDASINIZ.
BU KENT MİLLİ MÜCADELENİN İLK MEŞALESİNİN YAKILDIĞI KENTTİR. EFENDİLİĞİNİ VE SUSKUNLUĞUNU BOZARSA, KENDİSİNE İHANET EDENLERE GEREKEN CEVABI VERECEĞİNİ HİÇ KİMSE UNUTMASIN.
Tüm Samsunluları uyanık olmaya ve kentlerine sahip çıkmaya davet ediyorum… 25 Kasım 2007
SADİ SUBAŞI