BASIN NASIL ÖZGÜR KALACAK?
Basın son iki yüzyıldır ülkelerin yönetilmesinden başlayarak hemen her konusunda etkin rol almaya başlamış ve toplumun çıkarlarının korunmasında çok ciddi sorumluluklar üstlenmiştir. Teknolojik gelişmelerin ulaşılamaz hızı sayesinde son yüzyıl içersinde görsel basın çok daha etkin rol üstlenmeye başlamış ve insanların yatak odalarına kadar girmiştir. Bu, insanların birebir etki altına alınması ve onların istenildiği şekilde yönlendirilmesi demektir.
İşte gelinen bu nokta ve kazanılan güç, basına çok daha büyük sorumluluklar yüklemiştir. Bu sorumluluğun başında da özgür ve bağımsız yayın yapma zorunluluğu gelmektedir. Böylesine bir gücü elinde bulunduran bir kurumun, olayları istediği gibi yönlendirebilmesi nedeniyle basın ahlak yasası kurallarına ve ülkenin çıkarlarına bağlı kalması kaçınılmazdır. Bunu sağlamanın yolu da ekonomik olarak basını güçlü kılmaktan geçmektedir. Çünkü basın çok zor ve büyük bir ekonomik güç gerektiren sektördür. Yazılı ve görsel basını ayakta tutan en önemli faktör reklâmlardır. Özellikle yaygın basının görsel kanadı reklâm alma yönünden daha çekici hale gelmiştir.
Belki de bu ekonomik zorlamalar sonucu yaygın basının en önemli kesimleri sermaye güçlerinin eline geçmiştir. Bu konuda ki yarışma sonunda medya kartellerinin oluşmasına neden olmuştur. Üzülerek söylemek gerekirse arkasına böylesine bir gücü alan medya patronları, ellerinde bulundurdukları yayın organlarını ihale alma ve iş takibinin aracı haline getirmiştir. Bu güç, siyasi iktidarları belirleme noktasında da etkin rol almaya başlamıştır. Hatta günümüz siyasi yapısı içersinde her siyasi görüş kendi medyasını yaratmıştır. Böyle bir yapıda, özgür ve etik kurallara bağlı, toplumun çıkarlarından yana basından söz etme olanağı da kalmamıştır. Hatta bu siyasi taraf olma boyutları, şantaj gazeteciliğine ve siyasi linçe dönüşmeye başlamıştır. Bu gidiş tehlikeli gidiştir. Geçmişte yaşanan bu ve benzeri güdümlü yayınların ülkeyi nerelere götürdüğü unutulmamalıdır.
Medya dünyasının Samsun’da ki yansıması da farklı olmamaktadır. 2000’li yılların öncesinde ki tek bir günlük yayın organının olmadığı günleri hatırlayanlar o dönemlerde yaşananları da çok iyi hatırlayacaktır. Düzenli olmasa da, aylık veya daha aralıklı olarak yayınlansa da, basın etik kurallarına saygılı olan gazetelerin yanında, tehdit ve şantaj amaçlı yayınlanan gazetelerin toplumu nasıl huzursuz ettiğini henüz unutmadık.
Bu açıdan bakınca Halk Gazetesi ile başlayan ve günümüzde sayıları artan günlük gazeteler Samsun adına büyük bir eksikliğin giderilmesini sağlamıştır. Samsun gibi ekonomik sorunlar yaşayan bir kentte çok düzeyli gazeteleri yaşatmaya çalışan ve bu konuda yatırım yapan değerli gazete sahibi dostlarımı kutluyorum. Bu günlük gazetelerin hayata geçmesi, geçmişin çirkinliklerine de son vermiştir.
Yazılı basının yanın da birisi müzik kanalı olmak üzere dört adet de görsel yayın yapan TV kanalı mevcuttur. Bunlardan sadece birisi bir süre ara vermesine rağmen uydu yayını ile Samsun’u Türkiye ve dünya ile buluşturmaktadır. Ancak gerek yazılı ve gerekse görsel yayın kuruluşlarının büyük bir özveri ile yaşatıldığını bilenlerdenim. Yaygın basın için yukarıda söylediğim reklâm desteği yerel basınımız için çok daha önemlidir. Samsun’un henüz sanayileşememesi ve ticari açıdan da geçmişin güçlü günlerinin gerisinde kalması, her konuda olduğu gibi yayın organlarını da olumsuz etkilemektedir.
Özel sektörden yeterli reklâm desteği alamayan yerel basına resmi reklâmlar dışında ki en önemli desteği belediyeler vermektedir. Yayın organları açısından çok yararlı olan bu desteğin, bazı riskleri de beraberinde getirdiğini göz ardı etmemeliyiz. Bunların başında da, sağlanan bu desteğin bu belediyelerin yapabilecekleri yanlış uygulamaların eleştirilmesinin ve topluma duyurulmasının önünü kesmesi gelmektedir.
Ayrıca, bu ekonomik pastanın dağıtımında adil davranılmaması ise yerel basın kuruluşlarını karşı karşıya getirmektedir. Bu sürtüşmeler, köşe yazarlarının sütunlarına da sıçramakta ve basın adına hiç de destek verilemeyecek boyutlara ulaşabilmektedir. Belediyelerin bu destek gücünü adil dağıtmaması, belediye yönetimlerini de zan altında bırakacaktır. Belediyelerin bu desteği abartılı rakamlara taşımasının bir başka olumsuz yanı da, halka hizmet olarak gitmesi gereken paraların siyasi güç kazanmak adına kullanılmasıdır.
Hangi nedenle olursa olsun basınımızın değerli kalemlerinin bu tür sürtüşmeleri köşelerine taşıması, yerel basına her zaman destek veren birisi olarak beni de üzmektedir. Bu dostlarımın bir an önce bir araya gelerek aralarında ki sorunları basın etik kuralları çerçevesinde çözeceklerine inanıyorum. Samsun, bu günkü güçlü konuma gelen yerel basını kolay kazanmadı. Yerel yazılı ve görsel basının zarar görmesine izin verilmemelidir. Yerel basına sahip çıkmak ve onları desteklemek tüm Samsunlular için görev olmalıdır.
İyi haftalar. 27 Nisan 2008
SADİ SUBAŞI