Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Hazmede Hazmede ve Hazmettire Hazmettire Türkiye ve Samsun Açılımları

HAZMEDE, HAZMEDE, HAZMETTİRE, HAZMETTİRE
TÜRKİYE VE SAMSUN AÇILIMLARI.

Ülkemizi yönetenler nedense Amerika’yı pek severler. Hatta ülkemizi yönetmenin yolunun Amerika seyahatinden geçtiği söylemi de bugünün sözü değildir.
Sayın Başbakan geçtiğimiz hafta içersinde bir kez daha Amerika’daydı. Okyanusun ötesinden son haftaların en çok tartışılan “KÜRT AÇILIMI”, yeni adı ile “ DEMOKRATİK AÇILIMA” yeni bir yorum getirdi.
Sayın Başbakan Erdoğan, Türkiye’de çok sayıda etnik grup bulunduğunu, bunların demokratik açılımlarının hemen olamayacağını, bu nedenle bu açılımın, “Hazmede, hazmede ve hazmettire, hazmettire” yapılacağını söylüyordu. Her nedense bu açıklamalar, büyük dostumuz ve müttefikimiz ( Nasıl dostsa? ) Amerika’da yapılıyor ve Türkiye’de ki muhalefeti bir kez daha ayağa kaldırıyordu.
Bu sözler siyasi gündemi izleyenler için hiçte yabancı değildir. 12 Eylül Askeri Darbesi sonrası normal siyasi yaşama dönüş yolunda yapılan seçim de, beklenmedik bir şekilde iktidara gelen Turgut Özal’da, “ Alışırlar, alışırlar” Diyerek bu ülkenin tüm çivilerini yerinden oynatmıştı.
Gerçekten de “ Bir kere delmekle bir şey olmaz” Diyerek deldiği Anayasa daha sonra kalbura çevrildi. Toplum öylesine bir lüks tüketime alıştırıldı ki, toplum tüketim manyağı haline geldi. Evler ikişer üçer TV alıcısı ve buzdolabı ile dolarken, market raflarını da çeşit, çeşit dış kaynaklı peynir ve tere yağ çeşitleri doldururken, dış borcumuz da katlanarak büyüyordu…
Günümüzde, bu alışkanlık olgusunun bir başka modeli gündeme sokulmuş bulunuyor. Günümüzde alıştırılmamız istenen olgu ise, ülkemizin üniter yapısını tehdit eder bir şekle dönüşmeye başlamıştır. Nitekim “Kürt Açılımını” “Ermeni Açılımı” izlemiş, onu da başka açılım talepleri takip edecek gibi gözükmektedir. Çarşamba İlçesinin bir köyü ilk adımı atmış bile. Nüfusunun çoğunluğunun “Çerkez” olmasını bahane ederek köy girişine köyün adının Çerkezcesi ile yazılmış tabelayı asmıştır. 15 gün kadar önce bir TV kanalında söyleşi yapan bir Rize’li bir yerel sanatçı, “ Bizim de kendi lisanımız var, kültürümüz farklı” Diyerek beklentilerini vurgularken kafaları da karıştırıyordu.
Yarın Gürcülerin, Arap kökenlilerin, Mübadillerin ve diğerlerinin benzer taleplerinin gündeme gelmeyeceğini kim iddia edebilir?
Bölgemizde ki zengin petrol ve yeraltı zenginliklerine göz koymuş ABD başta olmak üzere emperyalist güçlerin, kendi çıkarlarını gerçekleştirmek adına bölgemizde güçlü devlet bulunmasını istemedikleri yıllardır bilinen bir gerçektir.
Akan kanın durdurulmasını bu ülkede istemeyecek kimse yoktur. Ancak korkulan şey, bunu sağlamak adına bu konuda atılacak yanlış adımların, dış çıkar çevrelerinin emperyalist projelerine yağ sürecek olacak olmasıdır.
İşte bu nedenle içeriği belli olmayan “AÇILIM” Söylemi üniter yapımız için tehdit olarak görülmekte ve Yugoslavya benzeri bir parçalanmadan korkulmaktadır.
Ülkemizin yapı taşlarını oluşturan bu farklılıkların üzerinde politika yapmak, büyük bir vebal yüklenmek demektir. Bu hassas konu hata affetmez. Hata yapanları da bu millet affetmez.
SAMSUN CEPHESİNDE İSE FARKLI BİR AÇILIM.
“Açılım” modası başlayınca, Samsun’da da farkında olmadığımız farklı bir açılım olayı gerçekleşmiş diye düşünebiliriz. Genel olarak bakınca, Samsun’un sosyal yapı olarak, “Açılım” Diyebileceğimiz çok çeşitli kültürel farklılıkların yaşandığı bir kent olduğunu görürüz.
Samsun’a göç yolu ile ülkemizin değişik yörelerinden gelen çok sayıda insan, geldikleri yörenin kültürlerini de Samsun’a taşımıştır. Geldikleri yöreye olan bağlılıklarını Samsun’da da sürdürmüş olan bu insanlar, yöresel lobilerini de oluşturarak kendi aralarında güçlü bir dayanışma gücü kurmuşlardır. Bu dayanışma kültürü üç kuşak sonra dahi, çoğunun Samsunla kaynaşmasını engellemiş ve bu farklı yöre lobileri nedeniyle Samsun’u geliştirecek birliktelik bir türlü sağlanamamıştır.
Türkiye’nin belki de hiçbir yöresinde Samsun’da ki kadar il ve ilçe derneği yoktur. Başka illerin ilçe dernekleri bir yana, Samsun’un ilçeleri dahi kendi derneklerini kurarak Samsun’da kendi baskı gruplarını oluşturma yolunu seçmişlerdir.
Bu lobileşmenin temelinde, bu kentte siyaset yapanların yıllardır sürdürdüğü yandaşlık politikası yatmaktadır. Bu yanlış politika, Samsun’un bugün yaşadığı dağınıklığın da en büyük nedenidir.
Samsun’da yerel ve genel seçimlere giren adaylar, ya Samsun’un bir ilçesini veya bir komşu ilin ilçesini arkasına alarak siyaset yaparlar. Bu tür siyasetin doğal sonucu olarak ta başka bir yanlış gündeme gelmektedir.
Yerel yönetimlerin başına geçen başkanlarda, seçim çalışmalarında verdikleri sözler doğrultusunda bölgecilik anlayışına bağlı kadrolar oluşturmaktadır. Örnek olarak mübadil bir yönetici etrafına mübadilleri, Çerkez yönetici Çerkezleri, Kavaklı yönetici Kavaklıları, Bafralı yönetici Bafralıları toplamakta, bu da kentin ortak hedefler ve ortak amaçlar etrafında birleşmesinin önünü kesmektedir
Şimdi birileri çıkıp da bu da nereden çıktı diyerek olanları yok saymaya çalışmasın ve devekuşu misali başını kuma sokmasın. Böyle düşünenlerin Samsunspor’un süper ligde oynarken yaptığı bazı maçlarda yaşanan tribün olaylarını hatırlaması veya yerel seçimler sonrası oluşturulan kadroların nasıl belirlendiğine bakması yeterli olacaktır.
Bu lobilerin, güç denemelerini artık dernek seçimlerine kadar genişletmesi, bu kenti gittikçe artan sorunlar yumağı haline getirmektedir. Bu yanlışa bir şekilde son vererek bu kentte yaşamayı tercih eden tüm insanların kaynaşması sağlanmalıdır.
Bu konuda en büyük görev, kentin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkanı ile siyasi partilerin il başkanlıklarına düşmektedir. Samsun’u ortak bir kimlikte, yani Samsunluluk ruhunda birleştirmek kaçınılmaz hale gelmiştir. Aksi halde Samsun’un bu bölük pörçük bu sosyal yapı ile ortak bir dayanışması olamaz.
Bu yapı ile de Samsun’un bir adım ileri gitmesi ve ortak çıkarlarını savunabilmesi düşünülemez. Oysa güçlü dayanışma olsa, Samsunluya “TEŞVİKTE” olduğu gibi haksızlık yapmak veya Mobil Santral ve benzeri yanlış dayatmalar da bulunmak da kolay olmayacaktır.
Tabii bu kentte ince hesabı olanları ve bu kentin kaymağını yemek uğruna verilecek zararları önemsemeyecek kadar gözünü para hırsı ve kişisel ihtiras bürüyenleri durdurmak mümkün olursa...
Bütün farklı kültürlerin bir arada mutlu olduğu üniter yapımızın korunduğu güçlü ve sorunlarını aşmış, çağdaş bir Türkiye’de yaşamak, farklı yöresel kültürlerin buluştuğu Samsun’umuzda, bu farklılıkların kaynaştığı ve Samsunluluk ruhunun oluştuğu günleri görmemiz dileğiyle iyi haftalar… 27 Eylül 2009
SADİ SUBAŞI