Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Samsun Turizm Merkezi Olmuşmuş.

SAMSUN TURİZM MERKEZİ OLMUŞ!

Pazar sabahı Gazeteniz Halk’ı elime aldığımda Samsun Valisi’nin Samsun’un yol haritası açıklamasını gördüm.
Samsun’un “Turizm”, “Sağlık” ve “Tarım” Merkezi olacağı şeklinde ki bu yol haritası, tüm Samsunluların bildiği gibi yeni bir şey değildir.
Çünkü uzun bir süredir Samsun için en çok kullanılan övünme sözü, Samsun’un bir turizm ve sağlık merkezi haline geldiği iddiasıdır.
Bu yol haritası, hemen hemen her Vali ve iktidar siyasetçisinin yıllardır ağzından düşürmediği bir söylemdir.
Türkiye’nin en verimli iki ovasına sahip olduğumuz doğru. Ama aynı Samsun’un bu ovalarının enerji merkezi seçilmesi ile yapımlarına başlanan mobil ve doğal gaz termik santral zinciri ile tarımı nasıl bağdaştıracağız?
Ben Sayın Valimizin iyi niyetine inanıyor ve döneminde bunların gerçekleştiğini görmesini diliyorum. En başta ben alkışlayacağım.
Sağlık ve tarım konusunu bir başka yazıma bırakıyor ve Turizm konusunu siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum.
Ben artık yukarıdaki üçlü iddianın, söylemden de öteye geçerek, gerçekmiş gibi binaların vitrininde sergilendiğini duyurayım.
Dönem seçim dönemi ya, bu sözler şimdi de İktidar partisinin seçim koordinasyon merkezinin dış cephesinde yerini almış.
Keşke Samsunlular adına sevinilecek bu iddialar gerçek olsaydı. Olsaydı da Samsun’un kaderi değişseydi. Ama ne yazık ki, bu sözler Samsun’un gerçek yüzü ile uyuşmuyor.
Bugün sizlerle “Samsun ve Turizm” konusunu paylaşmak istiyorum.
Samsun’un turizmde ki bugünkü konumuna baktığımızda Samsun’un adı ile turizm nasıl bir araya getiriliyor? Anlamak mümkün değil.
Bu işler sözle olsaydı o zaman iş kolaydı, ama bir kente, “Turizm Merkezi“ gibi iddialı bir etiketin asılabilmesi için turist çekecek bazı özelliklerin o kentte bulunması, yoksa yaratmanız gerekir.
Bunlar, güneş ve denizle birleşen uzun bir yaz dönemi, karla bütünleşen kış ve kayak yapmaya uygun şartlar, termal kaynaklar, tarihi ve kültürel ören yerleri, inanç ve dinsel özellikli yerler, doğal güzellikler veya yapay güzelliklerdir. Bunlara birkaç ilave daha yapabiliriz.
Bu gerçekler ortadayken, bugünkü şartlarda Samsun’u nasıl turizm merkezi ilan edeceksiniz?
Bunlardan sadece bir ikisinde bazı olumlu girişimler olmuştur. O da, son on yılda bir şeylerin yapıldığı, “Yapay güzellikler” ile “Kış ve kayak turizmine” yönelik çabalardır.
Büyükşehir Belediye Başkanı’nın çabası ile son on yılda Samsun’a görsel güzellikteki çok şeyin kazandırıldığı doğrudur.
Ama son on yılda görsel olarak çok büyük atılım yaparak sadece orayı görebilmek için özel turistlik turların düzenlendiği Eskişehir’de ki muhteşem değişimi görünce, Samsun için aynı şeyleri söylemek zordur.
Lâdik’te yapılan kayak pisti olumlu bir gelişmelerdir. Ancak, bunlar turizm de iddialı olmak için en azından bugün için yeterli değildir.
Bu açıdan bakınca Samsun’un turizm adına çok şanslı bir il olduğu söylenemez. Çünkü yukarıda belirttiğim özelliklerden birisine dahi yeterince sahip değildir.
Samsun’un çok avantajlı coğrafi konumuna rağmen turizm konusunda da ciddi atılımlar yapamamasının en büyük sorumlusu son elli yılın iktidarlarıdır.
Samsun 1950’den beri hemen her seçimde iktidar partisine en çok milletvekili veren illerin başında gelmesine rağmen, bırakın bunun nimetlerinden yararlanmayı, hemen her konuda adeta cezalandırılmıştır.
Samsun’un son 55-60 yılını doyasıya yaşamış birisi olarak, iktidarların bu kente aldığı oyun karşılığını verdiğini söyleyemem.
Eğer bu kentte, bir “Taş Han”, bir “Bedesten Çarşısı”, “Eski Samsun Evleri”, “Tekkeköy Mağaraları” ile “İkiztepe Höyükleri” onarılarak hala turizme kazandırılamamışsa, bu söylemin geçerliliğinden nasıl söz edebiliriz?
Tanrı’nın Samsunlulara büyük armağanı olan Havza’da ki termal kaynak dahi yeterince değerlendirilemiyor ve hala cekli-caklı vaatlerle geçiştiriliyorsa, siyasi irade adına övünülecek çok şey yoktur.
Hala, beş yıldızlı bir tek oteli olmayan Samsun’a gelecek tur otobüslerinin girebileceği caddesi ve park yerleri bulunmuyorsa, bu kentte turizmden söz etmek üzülerek söylemek gerekirse, içi boş söylemdir..
Geçtiğimiz on gün içersinde Gaziantep, Urfa ve Gökova Körfezinde ki Akyaka Beldesini görme şansım oldu.
Bir iki çarpıcı örnekle yazımı tamamlamak istiyorum.
Gaziantep’te eski bir han “ Sahan” Adı ile yöresel yemeklerin sunulduğu turistler için cazip bir yer haline getirilmiş. Antep’e gelenler burasını ve benzeri yerleri dolduruyor.
Benzeri bir “Taş Han” veya “ Bedesten” Neden Samsun turizmine kazandırılamıyor?
Gökova Körfezinin şirin bir beldesi olan “Akyaka’yı” görünce bir Samsunlu olarak hayıflandım. Bu beldenin kaderini de bir kişi değiştirmiş.
Ünlü şair ve yazar Nail Çakırhan uzun tutukluluk yıllarından sonra doğduğu Gökova’ya döner ve Akyaka’da kendisine bir ev yapar.
Mimar olmayan Nail Çakırhan’ın yaptığı bu konak, daha sonra Muğla Mimarisi olarak ün kazanmıştır.
Fakat beni etkileyen şey, Akyaka Belediye Başkanları’nın bu modeli belde ki tüm evlere uygulamış olmasıdır.
İster ev, ister lokanta veya büfe yapmak isteyin, mutlaka aynı modelde yapmak zorundasınız. Bunu başarmışlarda. Bugün Akyaka’da aynı tarzda yapılmamış, araya sıkışmış farklı tek bina görmeniz mümkün değil.
Çok sayıda ki turist de sanıyorum Akyaka’nın doğal güzelliğinden daha çok bu evleri görmeye geliyor.
Bir tek Eski Samsun Evi’nin restore edilip Samsun Turizmine kazanılamamış olması da bu açıdan düşündürücüdür.
Son günlerde yaygın gazetelerin turizm sayfalarında yer alan “Karadeniz Turları” İlanları sanıyorum her Samsunluyu derinden yaralayacaktır.
İzmir, Ankara, Adana, Eskişehir ve Bursa kalkışlı Karadeniz Tur
İlanlarında verilen güzergâhların hiç birisinde Samsun’un adı yok.
Safranbolu’dan Artvin’e kadar çok sayıda ilçe adının da yer aldığı bu tur programlarında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ilk adımının atıldığı yer olan Samsun’un adının olmamasını kim nasıl açıklayabilir?
Samsun adına bu ayıbın sorumluları başta siyasi irade ile Samsunlunun oyları ile seçilen yerel yöneticiler, atanmış bürokratlar ve turizm konusunda sorumluluk üstlenmiş sivil toplum kuruluşlarıdır.
Yatak sayısı bini bulmayan, iş takibi için gelenlerin de dâhil olduğu ziyaretçi sayısının yılda 25.000-30.000 geçmediği bir kentten “Turizm Merkezi” diye söz etmek olsa olsa ucuz siyaset ve kandırılmaya alışmış bir kentin insanlarının bir kez daha yanıltılması demektir.
İyi haftalar.. 29 Mayıs 2011

Ecz. Sadi Subaşı
Saygıdeğer Sadi Ağabey,

Yazınız kent gerçekliliği adina çok şey ifade eden bir makale..

Çok Beğendim...

Kaleminize Sağlık

SAYGILARIMLA
DR. CEM ŞAHAN

Merhaba Sadi Abi
Samsun’un geleceğini sizin kadar düşünen yok, inanın.
Sürekli gündeme getiriyorsunuz, kentin mevcut durumunu ve geleceğine yönelik olması gerekenleri.
Tarih olarak, ne yazık ki sahip çıkmadı bu kent eski eserlerine, güzelim sarı boyalı Samsun evlerine, ranta teslim oldu, yaktı yıktı tamamına yakınını.
Bir başka doğal güzelliğimiz ise, doğrudan Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından tarumar edilmekte. Samsun sahilinde yapılan yeni düzenlemeler, gerçekten turizme katkı getirebilecek projeler midir?
Atakent sahili, sil baştan yeniden yapılandırılıyor. Kumsal, yine elden gidiyor, dolgu yapılıyor ve üzerinden yol geçiriliyor. Kumsala saldırı, Büyükşehir Belediye Başkanının en büyük zevki sanırım. Bilmiyor ki milyonlarca yıl içinde oluşmuş böylesine muhteşem doğal zenginliğimizi birkaç gün içinde yok etmenin, ne insanlıkla, ne de kent sorumluluğuyla bağdaşan bir hareket olmadığını.
Altınkum sahili için de aynı çalışmalar devam ediyor. Kumsalın üzeri dolgu ile geçiliyor, kimi yerlerde betonlama çalışmaları devam etmekte.
Birgün, birlikte gezmeyi öneriyorum size sahillerimizi. Gerçekten içler acısı, acınacak durumda sahillerimiz.
“Bittiğinde çok güzel olacak” sözü ediliyorsa eğer, bu tam bir aldatmacadır. Örnek olarak, doğu Karadeniz bölünmüş yolunu göstermek yeterli olacaktır, sanırım. Yoldan geçen insanlara sorduğunuzda, çok güzel olduğunu, rahatça gittiklerini, virajlara ve trafiğe takılmadıklarından bahsedeceklerdir. Ya, kaybettiklerimiz ?
Ülkemizin önemli bir bölümünde kıyılarımızı yok ettik bu yol için. Ama, artık üzerinden gidilen yolun dayanılmaz hafifliğidir yaşanan.
Tüm samsun kumsalını betonlarsanız, birçok insan bunu da harka diye alkışlayabilir. İşte, çelişki buradadır. Neleri, ne uğruna kaybettiğimizi asla hatırlayamayız sonrasında.
Saygılar sunar, yazılarınızla halkımızı aydınlatmaya devam etmenizi dilerim.
NURAL ÖZCAN

Ali ATMACA [ 05 Haziran 2011 Pazar 20:49 ]
Vezirköprü Kanyonunu Kim Biliyor
50 yıllık Samsun'luyum ilk defa geçen hafta misafir olarak gittiğim Vezirköprü'de kanyon gezisine katildim. Böyle bir yer Karadeniz’de yok. Niçin değerlendirilemez. Saklıkent’ten daha güzel, daha vahşi . Burada ki tekneler daha modern olsa hele Il kültür Müdürlüğü bunu yıllık programına alsa binlerce turist çeker. Ama sahipsiz Samsun ne yapsın?