BU KENTTE, SORULARA CEVAP VERECEK
BİR SORUMLU YOK MU?
Bu soru Samsun’un değişmez kötü kaderinin en somut göstergesidir.
Samsun, yetmişli yılların son yarısından itibaren ekonomik yönden kan kaybetmeye başlamış ve giderek eski günlerini arar olmuştur.
Bugün bu kan kaybedişin nedenleri üzerinde durmayacağım. Neleri kaybetiğini de anlatmayacağım.
Bugün değineceğim konu, bu kötü gidişe seyirci kalan ve hiç bir ciddi çaba harcamayan Samsun’un seçilmiş ve atanmış yöneticileri ile Samsunlunun kendisini temsil yetkisi verdiği milletvekilleridirinin anlaşılmaz tavrıdır.
Bölgenin en büyük ili ve merkezi konumunda ki Samsun da yaşanan bu umursamazlığa ilk karşı çıkış, bir sivil toplum kuruluşunun yaşama geçmesi ile başlamıştır.
1988 yılı, Samsun’un her geçen gün bir şeyleri kaybetmesinin ve geçmişini arar hale gelmesinin ilk kez gündeme taşındığı tarihtir.
1988 Samsun için bir milattır. 1988 de bir avuç Samsun sevdalısı, Samsunspor’a ve Samsun’a sahip çıkmak adına bir araya gelir ve SAM-SEV’ i kurarlar.
O SAM-SEV, kuruluşundan itibaren Samsun’un sahipsizliğini her ortamda vurgulamış, sorunlarını ve çözüm önerilerini içeren raporları hazırlayarak tüm yöneticilere ulaştırmaya başlamıştır.
Bu konular da Samsun’un seçilmiş ve atanmış tüm yöneticilerini harekete geçirmek ve kente sahip çıkmalarını sağlamak için yürütülecek tüm çabalara da öncülük etmiştir.
Ancak üzülerek söylemek gerekirse, aradan geçen 23 yıla rağmen, önümüzde hala aynı sorunlardan yakınan bir Samsun vardır.
Çünkü Samsun’da bazı şeyler öylesine kemikleşmiş ki, bu yapıyı yıkmak hiç de kolay gözükmemektedir. Sanki, gizli bir güç Samsun’un önünü kesmektedir.
Samsun’un geride kalan altmış yılını süzgeçten geçirirsek, bu gerileyişin ipuçlarını da bulabiliriz.
Çok partili siyasi yaşama geçildiği dönemden başlayarak güçlü bir şekilde iktidara gelen Demokrat Parti (DP), Adalet Partisi (AP), Doğruyol Partisi ( DYP), Anavatan Partisi (Anap) ile Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarları hemen hemen her seçimde Samsunlu’nun büyük sayısal desteğini yanlarında görmüşlerdir.
İktidar partilerine destek veren iller bunun karşılığını yatırım olarak alırken, Samsunlu her defasında gerçekleşmeyen pembe vaatlerle avutulmuştur.
Altmış yıllık bu sürecin ilk üç döneminde bilindiği gibi yatırımları devlet yapmış ve özellikle iktidarlara destek veren kentler bu yatırımlardan önemli paylar almıştır. Samsun’a ise bu dönemler de yapılan ve istihdam sağlayan yatırım olarak sadece AZOT ve BAKIR isimli iki tesis vardır.
İkinci dönem iktidarları ise, yatırımlar için özel sektörü öne çıkartmış ve ekonomik sorunları olan kentlere yapılacak yatırımlar için büyük kolaylıklar ve destekler vermiştir.
Devlet yatırımlarını alamayan Samsunlu yatırımcı, özel sektör yatırımlarına ağırlık verilen son üç iktidar döneminde de adeta cezalandırılmıştır. Tüm Karadeniz Bölgesi illerine teşvik verilirken sadece Samsun bu haktan mahrum bırakılmıştır. Arka da Samsunluyu utandıracak bir teşvik haritası kalmıştır.
Bunlar yetmiyormuş gibi birde, Samsun’da önemli bir istihdam alanı oluşturan eski isimleri ile Azot, Bakır ve Tekel Sigara fabrikası özelleştirilmiş ve binlerce işci daha sokağa atılmıştır.
Samsun bir yandan da beyin göçü vermektedir. Üniversiteyi bitiren çocuklarımız yeterli iş alanı olmadığı için Samsun’a dönememektedirler. Kahvehaneler ise, işsiz lise ve üniversite mezunu gençlerle dolup taşmaktadır.
Geçmişte Samsun ile kıyaslanamayacak iller bugün, Samsunluyu kıskandıracak hale gelmiştir.
Bir dönem“Cazibeli Kent” yapılacağı sözü verilen Samsunluya bir kez daha nasihat verilirken, cazibeli kent yapılan Trabzon, bu günlerde yıllarca getirisi olacak “Gençlik Olimpiyatları” düzenlemenin keyfini çıkartmaktadır.
Samsun anlaşılmaz bir şekilde teşvik dışında bırakılırken, seçilmiş ve atanmış kent yöneticileri ile Samsun’un sorunlarına sahip çıksınlar diye TBMM’ ne gönderdiği siyasetçilerinden ( İktidar ve Muhalefet) hiç bir tepki gelmemiştir. Hiç birisi bunun hesabını Samsunluya verme gereğini dahi duymamıştır.
“Cazibeli Kentler” kapsamına alınan illerin isimleri Samsunda açıklanır ve Samsun bir kez daha dışlanırken, aynı ortamda bulunan Samsun’u yönetenler ve siyasetçiler yine susukun kalmışlardır. Neden ve nasıl susarlar? Oysa, Samsunluya söz veren onlar değil miydi?
Basın buugün de çeşitli konuları sorguluyor ve sorular soruyor. Ama aynı yetkililer ve siyasetçiler, sanki bu kent için sorumluluk almamış gibi sürekl susuyorlar.
Hadi vazgeçtik iktidar milletvekillerinden, muhalefet milletvekillerimiz nerede? Ne yaparlar, görevleri nedir?
Samsun’un hangi sorununu gündeme taşımışlar veya sorun da öncülük yapmışlardır. Sahip oldukları siyasal güçlerini neden hiç kullanmamışlardır?
Samsun’un elektirik işlemini teslim ettikleri kuruluşun binasının veya bazı şahıs işletmelerinin açılış törenlerin de boy gösterip ”Samsun çağ atladı” demek, bilinsin ki kimseyi ikna etmiyor.
Samsun’un son onbe yılda önemli görsel güzellikler kazandığını kimse inkar edemez.
Ama doğrular yanında yapılan çok önemli yanlışlara ve yanlış tercihlere seyirci kalmak, daha da kötüsü basının ve sivil toplum kuruluşlarının sorularnı cevaplamamak, kent yöneticilerinin ve kent adına seçilen milletvekillerinin doğruları olamaz.
Böylesine duyarsız kalınması ve geçiştirilmesi sivil toplum kuruluşlarının dikkate alınmaması, onların kent insanına karşı olan sorumlulukları ile bağdaşamaz.
Bir iki söz de sivil toplum kuruluşlarına etmek istiyorum. Bir zamanlar “ Mobil Santral’in” kapısına kilit vurduracak kadar güçlü birliktelikler oluşturan STK’lara ne oldu?
Tamam, karşılarında bir türlü aşamadıkları duvarlar var. Ama bu pes ediş neden? O zaman nasıl sivil toplum kuruluşu olacaksınız?
Bu kentin zorluklardan yılmayacak yöneticilere, siyasetçilere, gazetecilere ve sivil toplum kuruluşlarına her zamankinden daha çok ihtiyacı olan bir dönemden geçiyoruz.
Bu vurdumduymazlığımız devam ettiği sürece, bizi aşan illeri hayranlık ve kıskançlıkla seyretmeyi sürdürmekten başka çaremiz yok demektir.
Bazı senaryolara göre, Türkiye’nin yakın bir gelecekte eyaletlere bölüneceği varsayımına karşı, kendi illerini nasıl eyalet merkezi yapılabileceğinin hesaplarını dahi bugünden yapan,
Dev olimpiyatları kentlerine getirme becerisini gösteren,
Bir başka Avrupa Şampiyonasının oynanacağı iller arasında Samsun yer alamazken, o organizasyonda da kendisine yer bulabilen, illerin yükelişini gıpta ile seyretmeyi sürdürmeye bizleri mahkum eden siyasi iradeye yazıklar olsun.
Bu sorumsuzluk devam ederse korkarım bu günleri de arayacağız.
Bizlere güzel konuları işleme şansı verecek günlerin umuduyla iyi haftalar.. 31 Temmuz 2011
Ecz. SADİ SUBAŞI
Fazil FAZLADAN [ 09 Agustos 2011 Sali 09:55 ]
Kim Kime
Sayin hocam, siz sorunlari dile getirmissiniz gayet güzel. Bilindigi üzere Samsun ili toplama bir il. Ilin gerçek sahibi yok. Yalnizca macir diye nitelendiren göçmenlerle dogu karadenizden gelenler. Bu siyasetin ve paranin basinda bulunanlar dogu karadenizden gelenler. Yatirmlri hep Dogu karadenize kaydirmislar ve de ilin temelini teskil eden tarim ve sanayiyi tamamen tekellerine geçirebilmek ve de bu pastadan ne kadar pay kapacaklarini ve de paylarini artirabilmek amaciyla ilin isini tamamen bitirmislerdeir. Evet siyasi bazda bunlarin potansiyelleri çok gerek liberal gerekse demokrat kesimde sosyal demeokratlardan bahsetmiyecegim çünkü onlarin kendilerine bile faydalari yok. Güçlenen sermayenin ve iktidarlarin karsisinda eriyip yok olmuslardir. En büyük darbeyide 80 iltilalinde yemislerdir.''karismis çoluk çocuga geçim derdimde demokrat''iste böyle. Bazilari gönüllü derneklerde görev yapmaya çalissada suya sabuna dokunmuyorlar. Muhalefet dersen Samsunda asla ve asla muhalefet olmamistir. Çünkü ezici olarak hep iktidar olmustur. Kimse muhalefete destek vermemistir. Bunu siz daha iyi biliyorsunuz. Ancak ve ancak çizgileri degismeyen ve kimselere ayak uyduramayan bir kaç idealistinden baska bir seyi olamayan ken samsun. Yarin h. ç bir seyimiz kalmayacak, bu günkülerdahi yok olacak. Ve de bunlar Samsunlulara layiktir. Ama yarin çok geç olacak.