Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Büyük Önder Atatürk'ün Ardından.1

e-posta; sadisubasi@denizeczaneoptik. com SUNUª

BÜYÜK ÖNDER ATATÜRK’ÜN ARDINDAN...

Geçtiğimiz Perşembe günü 10 Kasım’dı. Yani Ülkemizin kurucusu, Türk Toplumunu ümmet olmaktan çıkartıp ulus olmasını sağlayan büyük devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 73. yıl dönümüydü...
Son vatan toprağı Anadolu’yu düşmanlardan temizleyen Büyük Komutan Mustafa Kemal Atatürk Laik, Çağdaş ve Hukuk devleti eksenine oturtarak kurduğu Türkiye Cumhuriyeti ile askerlikte ki başarısını siyaset alanına taşıyordu.
O, gerçek bir devrimciydi. Onun Kurtuluş Savaşı’ndan ölümüne kadar geçen 15 yıl gibi kısa surette yarattıklarını görmezden gelmek nankörlüktür.
Atatürk kendi çağını aşmıştı. Bizlere düşen görev, O’nu eleştirmek değil, O’nun açtığı yoldan yürüyerek O’nun yaptıklarını aşmak olmalıydı. Atatürk’ün Cumhuriyeti emanet ettiği Türk Milletine vasiyeti de budur.
Savaş alanlarında mağlup ettiği rakipleri tarafından da takdir edilmiş olması, Mustafa Kemal Atatürk’ü 20 yüzyılın tartışmasız en büyük lideri yapmıştır.
Çanakkale ve Kurtuluş Savaşında perişan ettiği Yunanistan’ın hükümet başkanı Venizelos, 12 Ocak 1934’te Norveç Nobel Komitesine şu öneriyi sunuyordu;
“Teokratik bir rejimle yaşayan, din ve hukuk kavramlarının birbirine karıştığı çökme sürecinde ki bir imparatorluğun yerini güç ve hayat, modern ve milli devlet almıştır. Bu başarının sahibi Mustafa Kemal Paşa’dır.” diyor ve devam ediyor, “Bu nedenle, Yunanistan hükümeti başkanı sıfatı ile Mustafa Kemal Paşa’nın Nobel Barış Ödülü’ne adaylığını takdim etmekten şeref duyarım.” diyordu.
Düşmanlarının dahi takdir ettiği bu insanı, neye ve kime hizmet ettiğini bilmeyen birileri O’nu sadece eleştirmekle kalmıyorlar ve yalan, yanlış yakıştırmalarla saldırıyorlar.
Atatürk’ü kötülemeye çalışanları iyi izlemek gerekir. Bunlara bakarak, Türkiye’nin sahip olduğu rol modeli yok ederek yerine din veya ırkçı bir rejim kurma hevesinde olanları görmek mümkündür.
Bu sapkınları izleyerek, onların varlığından ve söylediklerinden ülkemizin ne tür tehlikelerle karşı karşıya olduğunu da anlayabilirsiniz.
Atatürk’ü sevmezler. Çünkü;
O, “ Cumhuriyet fikri hür vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.” demektedir.
O, “ Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.” der.
O, “ Din lüzumlu bir kurumdur. Dinsiz milletin devamına imkân yoktur. Yalnız şurası var ki, din Allah ile kul arasında ki bağlılıktır.” der.
Dini siyasete alet edenler ile toplumun özgür olmasından ve toplumun ilerlemesinden rahatsız olanların O’nu sevmemesi yadırganmamalıdır.
Çünkü Atatürk ve O’nun ilkeleri, bu insanların heveslerini kursaklarında bırakmaktadır.
Bu insanlar O’nu ve O’nun ilkelerine karşı çıkacaklardır. Tabii ki, Atatürk’ü dinsizlikle ve diktatörlükle suçlayacaklardır.
Kurulu bir sistemin yerine bir başka model koymak için önce mevcut sistemi ayakta tutan direklerini ortadan kaldırmak ana kuraldır. Laik ve çağdaş hukuk devletinin ana direkleri de Atatürk İlkeleridir.
Atatürk bu ülkenin büyük çoğunluğunun ortak paydası olduğu için ülkeyi bölmek isteyen iç ve dış güçlerin hedefindedir.
Ülkemizi bölmek isteyenler biliyorlar ki, bunun tek yolu O’nun ulusun büyük bir çoğunluğunun kanına işleyen ilkelerini yok etmektir.
Ve bunu isteyenler biliyorlar ki, bu ülke insanlarını bağlayan, onları bütünleştiren ortak payda ölümünden 73 yıl sonra dahi, Sensin.
Atam öyle büyüksün ki, unutturulmaya çalışıldıkça adeta yeniden doğuyorsun
Rahat uyu. Bu millet zor da olsa, emanet ettiğin laik ve çağdaş cumhuriyetini ve çağdaşlığın yolu olan ilkelerini yaşatacaktır.
Ülkemizi özgürlüğüne kavuşturan, çöken bir imparatorluğun küllerinden çağdaş bir ülke yaratan Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, aramızdan ayrılışının 73. yılında saygı ve minnetle anıyorum…
İyi haftalar…13.11.2011